10 ayda 383 kadın katledildi: Uygulanmayan yasalar erkeğe cesaret veriyor

Kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddet olaylarını değerlendiren Derya Yıldırım, artık yaşananların münferit olaylar olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek devletin kadını koruyamadığını söyledi…

Kürdistan ve Türkiye’de 1 Ocak 2025 tarihinden bugüne 383 kadın erkekler tarafından katledildi. Eşitlik İçin Kadın Platformu(EŞİK) verilerine göre ülkede her gün ortalama 3 kadın erkekler tarafından katlediliyor. Son bir hafta içinde 4 kadın şiddet gördükleri, boşanma aşamasında oldukları ya da ayrılmak istedikleri erkekler tarafından koruma kararları olmasına yaşam hakları elinden alındı. Uzaklaştırma ya da koruma kararlarının uygulanmadığı ve bu politika nedeniyle kadınların korunamadığı ülkede, kolluk ve yargıya güvenmeyen kadınlar ise başvuru mekanizmasından uzaklaşıyor. Bu örnekler günden güne artarken var olan yasaların uygulanması halinde kadın cinayetlerinin azalacağını belirten Amed Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Derya Yıldırım, verilen kararların kağıt üzerinde kaldığına dikkat çekti.

“Bu durum, bireysel hataların değil, devletin yapısal sorumluluğunun göstergesidir. Bir kadının, defalarca şikayet dilekçesi vermesine rağmen korunamaması, yalnızca bir ihmalle açıklanamaz; bu, bir politikanın sonucudur” diyen Derya Yıldırım, hem yargı hem de kolluk sürecinde atılması gereken etkili adımları sıraladı. Artan kadın katliamlarının kadınların yaşam hakkını koruyamayan bir sistemin sonucu olduğuna dikkat çeken Derya Yıldırım, kadınların koruma kararı aldıklarını düşündükleri anda sistemin boşlukları nedeniyle katledildiğini aktardı.

Derya Yıldırım, kadınların yıllardır koruma kararlarının uygulanmasını talep ettiğini, ancak bu kararların çoğu zaman hayata geçmediğini vurguladı. “Koruma kararları uygulanmadığında kadın cinayetleri daha rahat işleniyor. Çünkü kadını koruyan bir sistem yok” diyen Derya Yıldırım, elektronik kelepçe uygulamasındaki yetersizliklerin de kadınların hayatına mal olduğunu ifade etti. “Bir dönem elektronik kelepçeden bahsedildi ama bugün yeterli sayıda kelepçe olmadığı için kararlar uygulanamıyor. Hatta kelepçe takmasına rağmen rahatlıkla evinden çıkan failler var. Bu şekilde öldürülen kadınlar da ne yazık ki mevcut” dedi.

Devletin yapısal sorumluluğunu yerine getirmediğini belirten Derya Yıldırım, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmenin ağır sonuçlar doğurduğuna dikkat çekti. “İstanbul Sözleşmesi’nin feshi sadece bir metinden vazgeçmek değil, kadınların yaşam hakkını koruyan bir güvenceden vazgeçmektir. Bu karar, faillerde ‘Devlet bile artık kadını korumuyor’ algısını oluşturdu. Devlet kadını koruyan yasalardan vazgeçiyorsa, fail de kendini her istediğini yapmakta serbest görüyor” diye konuştu.

‘KORUMA KARARLARI ETKİN BİR ŞEKİLDE UYGULANMIYOR’

Derya Yıldırım, kadın cinayetlerinde verilen haksız tahrik ve iyi hal indirimlerinin kaldırılması gerektiğini söyledi. “Yasalar yazılı olarak çok iyi ama uygulanmıyor. Koruma kararlarını da etkin bir şekilde uygulanmıyor. Uygulamadaki aksaklıklar kadınları korumasız bırakıyor. 15 gün yaklaşmama kararı veriliyor ama bu kararın nasıl uygulanacağı belli değil. Kadına ‘Yaklaşıyorsa telefonla ara’ deniyor. Telefonla arayacaksam neden uzaklaştırma kararı veriliyor? Bu durum erkekleri cesaretlendirirken, kadınların da adalete olan güvenini zedeliyor” ifadelerini kullandı.

‘KADINLAR GÜVENİNİ YİTİRİYOR’

Kadınların güvenlik güçlerinden yeterli destek görmediğini söyleyen Derya Yıldırım, “Şiddet gören kadın emniyete gittiğinde ‘aile içidir, evinize dönün’ cevabıyla karşılaşıyor. Bu durumda kadın bütün güvenini yitiriyor. Adliyeye gitmenin de bir anlamı kalmıyor. Verilen koruma kararları da etkin şekilde uygulanmıyor. Kadınlar aranmıyor, çevresinde kolluk görevlisi bulunmuyor, risk analizi yapılmıyor” dedi.

‘YAZILI DÖNÜŞLER KADINI KORUMUYOR’

Derya Yıldırım, kadınların bu nedenle susmayı tercih ettiğini belirterek, “Yardım istediği her kurumdan aldığı cevaplar hep yazılı. Yazılı yardımlarla kadın korunamaz. Fiili bir uygulama yok, koruma kararını uygulamayan kolluk görevlisi, hakim ya da savcı neden uygulamadığı yönünde hesap vermeli. Hesap verme zorunluluğu olursa daha etkin bir uygulama sağlanır.Kadın cinayetlerinde kesinlikle indirim uygulanmamalı. Devletin cezasızlık politikasını bir alışkanlık haline getirmemesi gerekiyor” dedi.

‘YASALAR UYGULANDIĞINDA ETKİLİ SONUÇ ALINABİLİR’

Derya Yıldırım, çözüm için yeni yasalar yerine mevcut yasaların etkin şekilde uygulanması gerektiğini söyledi. “Var olan yasalar uygulandığında etkili sonuçlar alınabilir. Kadın cinayetlerinde zaman aşımı kaldırılmalı, yasaları uygulamayan görevlilere cezai yaptırım uygulanmalı. İstanbul Sözleşmesi yeniden kabul edilmeli. Bu, devletin kadınları koruma yönünde ciddi bir adım attığının göstergesi olur” dedi.

‘TOPLUMSAL CİNSİYET EĞİTİMİ ŞART’

Ayrıca kadın cinayetlerinin insanlığa karşı suç kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Derya Yıldırım, hakim, savcı ve kolluk görevlilerine toplumsal cinsiyet eğitimlerinin zorunlu hale getirilmesini önerdi. “Yargı mensuplarına toplumsal cinsiyet eğitimi verilirse, kimlerin hayatına mal olduklarını daha iyi anlarlar. Biz baro olarak staj eğitimlerinde bile ev içi şiddet konulu zorunlu eğitimleri başlattık. Toplumun da artık bu konuda bir adım atması gerekiyor” diye konuştu.

/ANF/

Öne Çıkanlar