Bu yazı 40 yaş ve üzeri için yazılmıştır…
Farklı coğrafyalarda farklı hikâyelerin içinde yolunu yürüyenlerin, ortak hüzün ve hüsranları ile kendini bulma yazısı. Yalnız olmadığını bilmek insanı rahatlatan bir şey nasıl olsa…
İnsan kendini bulduğu cümlelere tutunuyor. Tutunmaya en çok ihtiyaç olduğumuz yaşlarda tam da kelimelere olan inancımızı kaybettiğimiz bu çağda, tutunacak bir cümle bulma ihtiyacını karşılasın isterim bu yazı. Tutunmak önemli, bir cümleye bir göze bir dokunuşa bir sarılışa…
Araf’ta kalmış bir nesil. Büyük duygulanmalarla yürümeye başladığımız yolu şimdi kurak duygusuz çorak topraklarda yürümek zorunda kalmamız bir Araf. İnceliklerle döşeyerek yol aldığımız her adımdan sonra kabalıkların hüküm sürdüğü ilişkilerin orta yerinde kalmamız bir Araf.
Derdimize hemhal olmuş, yüzümüzde çiçekler açtıran, yüreği gözlerinde yoldaşların yerine tekinsiz, gözü kendinde kilitli, hissiz insanlarla araftayız.
Değişmez dediğimiz her şey ışık hızında değişiyor ve kimse korkularıyla yüzleşmiyorken kaçmanın kabul görüldüğü bir zamansızlığın Araf’ındayız.
Gönlümüzün kapılarını açtığımız yüzler, kapıları kırmaktan çekinmeyen karanlık zorbalara dönüşüyor. Açtığımız her kapının doğru adreslere-kişilere- denk düşmemesi bir Araf.
Ruhları birbirini bulsun isteyip ötekinin hayal kırıklığında kalabalıklar içinde yalnızlığa sığınmak Araf.
Kelimelere inancını korurken, kelimeleri ustaca kullananların tarumar ettiği duyguların Araf’ındayız.
Görünene safça bağlanıp o bağların başka başka niyetlerle örüldüğünü sonradan fark etmek bir Araf.
İnsan ne için yaşamalı sorusunun peşinden koşup insanın anlamı çoktan bıraktığını görmek hüsranın Araf’ı.
Yürüdüğü yolun tek tanığı sadece kendisi kalmış, yolundaki ayak izlerinin sahiplerinin yaşanmışlıklara kör olması, hikâyesine yabancılaşmak Araf.
Ben ne için yaşadım sorusu bir Araf…
Aidiyet için bir eve bir nesneye ihtiyaç duymayan bir yaşanmışlıktan evlerine sıkı sıkı tutunanların eşyaya aidiyet hissedenlerin arasında kalmak Araf.
Hem anlaşılmak isteyip hem de anlatmaktan vazgeçmek bir Araf.
Yüzleşmeye cesaret etmek ama sonrasında korkmak bir Araf.
İlmek ilmek dokuyup işlediğin emeklerin çözüldüğü boşlukta salınmak bir Araf…
Kendi hikâyesinin bilgeleştirdiği ama sesinin boşluklarda yankılanması bir Araf…
Her yara biraz Araf, iyileşmekle unutamamak arasında…
Tüm karanlıklara rağmen güneşin doğuşunu karşılayıp yine de her şeye dair umudunu tazelemek bir Araf.
Güç de güçsüzlükte Araf’tan…











