KJK Yürütme Konseyi Üyesi Çiğdem Doğu, katıldığı Medya Haber Tv’nin özel programında Suriye ve Kuzey ve Doğu Suriye’deki gündemlerine ilişkin de önemli değerlendirmelerde bulundu. Doğu, Suriye’de çözümün anahtarının ademi merkeziyetçilik ve halkların kendi kendini demokratik biçimde yönetebilmesini sağlayacak sistemler olduğunu vurguladı.
8 Ağustos’ta Hasekê’de yapılan ve farklı halkların temsilcilerinin katıldığı ‘Kuzey ve Doğu Suriye Bileşenlerinin Ortak Tutum Konferansı’nı anlamlı bulduğunu ifade eden Çiğdem Doğu, buluşmanın “Demokratik Suriye Cumhuriyeti” fikrinin bir yansıması olduğunu kaydetti.
Doğu konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Suriye’de ademi merkeziyetçilik veya halkların kendi kendini demokratik biçimde yönetebilmesini sağlayacak sistemler geliştirilmelidir. 100 yıl önceki sorun bugün de devam etmektedir. Türkiye’de de temel sorun budur. Önderliğin “demokratik toplum” tanımı, toplumun kendi kendini belli ölçüde yönetebileceği mekanizmaları içermektedir; devlet yönetimi olsa da toplumun kendi yönetim alanları olmalıdır. Suriye açısından da mesele budur.
KADINA YÖNELİK KATLİAMALAR HALEN SÜRÜYOR
Suriye’de temel çelişki, halk yapısının çeşitliliğinden kaynaklanıyor: mezhepler, etnik kimlikler, dinler ve kadın boyutu. Kuzey ve Doğu Suriye’ye baktığımızda bir kadın devrimi, kadın örgütlülüğü ve kadın rengi görülmektedir. Ancak diğer bölgelerde Alevi ve Dürzî coğrafyalarında büyük katliamlar yaşanmıştır. Kadınlara yönelik şiddet ve halk katliamları halen sürmektedir.
SURİYE’DE ORDU YOKTUR, ÇEŞİTLİ ÇETE YAPILANMALARI VARDIR
Böyle bir ortamda QSD’ye silahlarını bırakması dayatılıyor. Bu, “gel, boğazını keselim” gibi bir tehdit anlamına gelmektedir; başka bir anlamı yoktur. Ayrıca, “entegrasyon” denilen şeyin mantığı yoktur; ortada bir Suriye ordusu yoktur. Mevcut olan çeşitli çete yapılanmalarıdır ve bu çeteler, kastik katilin tarif ettiği biçimde, farklı kimliklere –cinsiyet, halk ve mezhep kimliğine– keyfi saldırılar düzenlemektedir. QSD’nin silahlarını bırakıp entegre olması mantıklı değildir; ortada entegre edilecek gerçek bir ordu yoktur. Hiçbir yaşam güvencesi yok yani.
Bu halk, bu kadar yıldır mücadele ediyor, savaşıyor ve çok büyük değerler yarattı. On binlerce şehidi, on binlerce gazisi olan bir halktır. Kadın devrimi açısından da çok önemli değerler ortaya koyulmuştur. Bir coğrafyada toplumsal yaşam sistemi anlamında kadınlar orada özgürce nefes alıyor, yaşamlarını sürdürebiliyorlar.
YPJ, KASTİK KATİL ÇETE ORDUSUNA SİLAHLARINI TESLİM EDEMEZ
Örneğin YPJ, silahlı bir güçtür. YPJ, bu kastik katil çete ordusuna silahlarını teslim edemez. Bu coğrafyada Arap, Ermeni, Kürt ve Süryani halkları birlikte vardır. Bu halkların adına herhangi bir şey söylemek mümkün değildir. Böyle bir dayatmanın mantığı yoktur.
Hesekê’de yapılan halklar buluşması çok anlamlıydı. Sadece Kuzeydoğu Suriye değil; Alevi, Dürzî ve Sünni halk temsilcilerinin de katıldığı bir toplantı gerçekleşti. Bu toplantı, ortak tavrın ortaya konması açısından önemliydi. Bizce bu tablo, Demokratik Suriye Cumhuriyeti’nin bir yansımasıdır. Böyle bir cumhuriyet oluşursa, herkes demokratik temelde entegre olacak, katılacak; gerektiğinde savaşacak, gerektiğinde bekçi olacaktır.
Bu süreç, kadın devriminin ve demokratik halk devriminin korunması açısından çok değerlidir. Mücadelenin ve direnişin sürdürülmesi önemlidir, çünkü bu Orta Doğu’ya ve Türkiye’ye de örnek teşkil edecektir. Karşılıklı etkileşimler bu anlamda çok önemlidir ve oluşmuş bir gerçekliktir…”
(ANHA)











