Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi, 12. yılını geride bırakırken, kadınların devrim ve yönetim sürecindeki rolü bir kez daha ön plana çıktı. Özerk Yönetimi Kadın Kurulu Başkanı Edalet Omer, ANF’ye verdiği röportajda, kadınların toplumsal ve siyasal alandaki öncülüğünü anlattı, DAİŞ’e karşı yürütülen mücadelenin başarısında kadınların belirleyici olduğunu vurguladı. Omer, Rojava Kadın Devrimi’nin yalnızca bölgesel değil, evrensel bir önem taşıdığını ifade ederek, dünya kadınlarına projeye sahip çıkma çağrısında bulundu.

Tüm şehitleri anarak konuşmasına başlayan Omer, YPJ, QSD, YPG güçlerini ve Kuzey-Doğu Suriye halklarını kutladı.

Kadınların Özerk Yönetim sisteminin inşası ve yaygınlaştırılmasındaki rolüne dikkat çeken Omer, şu ifadeleri kullandı:

“Ortadoğu toplumlarında kadınlar her alanda haklarından mahrum bırakılmıştır. Kadın geri plana itilmiş, kendi gerçekliğinden uzaklaştırılmıştır. Binlerce yıl boyunca toplumun temel gücü kadın olmasına rağmen, farklı ideolojiler kadını gerçekliğinden koparmıştır. Kadın sadece ev işlerine, erkeğe, çocuğa hizmet eden bir mülkiyet nesnesi olarak görülmüş; din ve gelenek adı altında birçok baskıya maruz bırakılmıştır. Tarihte kadınların yaşadığı kırılmalar bize gösteriyor ki toplumdaki kadın konumu, kadın gerçeğine uygun bir şekilde belirlenmemiştir.

Bu yüzden tarih boyunca kadın hiçbir zaman tam anlamıyla toplumsal ve yasal olarak tanınmamış, yaşamdan siyasete kadar her alanda haklarından yoksun bırakılmıştır. Kuzey-Doğu Suriye halkları mevcut sistemlerin gerçekliğini tanıdı ve bu nedenle üçüncü çizgiyi esas aldı. Ortadoğu’da halkların baharından sonra, Kuzey-Doğu Suriye halkı kadın öncülüğünde farklı bir rol oynadı. Buradaki devrim, Suriye’nin diğer bölgelerindekinden farklı oldu. Çünkü o bölgelerdeki devrimler özünden koparıldı, kaosa sürüklendi ve bölgesel devletler ile hegemonik güçlerin çıkarlarına hizmet eder hale geldi. Ancak Kuzey-Doğu Suriye’de böyle olmadı. Çünkü halk kimin hangi tarafın temsilcisi olduğunu biliyordu.

Bu nedenle Kuzey-Doğu Suriye’de üçüncü çizgi esas alındı. Devletsiz, kendi sistemini kendi gücüyle kurma ve yönetme temeline dayalı bir mücadele yürütüldü; kurumlar ve yapılar bu temelde inşa edildi. Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetim projesi, Ortadoğu’da dayatılan projelerden farklıdır. Ulus-devlet modeli gibi dışarıdan empoze edilen projeler halkların toplumsal gerçekliğine ve tarihine uygun değildi. İngiltere öncülüğünde Sykes-Picot Anlaşması ile bölgeye dayatılan sistem, toplumları her gün savaş, çatışma, mezhepçilik ve milliyetçilikle yüz yüze bıraktı. Oysa Ortadoğu’nun demokratik projelere ihtiyacı vardır.”

‘EN GÖRKEMLİ DEVRİMLER KADIN ÖNCÜLÜĞÜNDE GERÇEKLEŞMİŞTİR’

Özerk Yönetimin tüm inanç ve kültürleri kapsadığını vurgulayan Omer, sözlerini şöyle sürdürdü: “Özerk Yönetim, herkesin kendi diliyle, kimliğiyle, kültürüyle, inancıyla ve ulusuyla kendisini bulduğu bir yönetimdir. Bu nedenle herkes kendisini bu projede gördü ve hızlı bir ilerleme kaydedildi. Baas rejiminin çöküş sebeplerinden biri de Suriye halklarının dil, kültür ve inançlarını esas almamasıydı. Anayasada birçok şey yazılı olsa da halkın hakları yoktu. Bu tür sistemler ne kadar uzun sürerse sürsün, sonunda yıkılmaya mahkûmdur.

Yeni gelen hükümet ise eskisinden daha da kötü. Özerk Yönetim sistemi sadece bir fikir ya da teori değildir; halk, yaşananlardan dolayı bu yönetimi umut olarak görüyor. Çünkü mevcut sistemler her geçen gün sorunları derinleştiriyor.

Özerk Yönetim, 10 yıl önce Cizîr, Kobanê ve Efrîn’de kuruldu. 2018’den itibaren ise Reqa, Tebqa, Dêrazor ve Minbic’te ilan edildi. Bu yönetimin bugüne kadar ayakta kalmasının temel sebeplerinden biri, kadınların sisteme öncülük etmesidir. Tarihte de en görkemli devrimlerin öncüleri kadınlar olmuştur. Ancak çoğu kez devrim başarıya ulaştıktan sonra kadınlar mücadeleden uzaklaştırılmış, verdikleri emek görmezden gelinmiştir. Bu nedenle uğruna savaştıkları hedeflere tam anlamıyla ulaşamamışlardır.

Kuzey ve Doğu Suriye’de ise kadınlar, devrimin başından itibaren her alanda örgütlenmiş, kendi kurumlarını kurmuş ve askeri alanda bile öz örgütlenmeler yaratmıştır. YPJ bugün dünya çapında bir örnektir. Kadınların siyaset ve adalet alanlarında çalışamayacağını savunan zihniyetlere karşı en güçlü yanıt, kadınların örgütlü varlığı olmuştur.”

‘DAİŞ’İ YENİLGİYE UĞRATAN KADINLARDI’

Kimsenin DAİŞ’e karşı koyamadığı bir dönemde kadınların büyük cesaretle mücadele ettiğini vurgulayan Omer, şöyle devam etti:

“DAİŞ’i yenilgiye uğratanlar kadınlardı. Bugün kadınlara eski rollerini dayatmak istiyorlar. Oysa Suriye nüfusunun yarısından fazlası kadınken, kadın temsiliyeti neden bu kadar düşük olsun? Kadınların direnişi ve mücadelesi kendi haklarını kazanmak içindi. Bu nedenle Suriye’de kadın temsiliyetinin yüzde 25-30 seviyelerinde kabul edilmesi mümkün değildir.

Kuzey ve Doğu Suriye’de komünlerden halk meclislerine kadar eşbaşkanlık sistemi hayata geçirilmiş durumda. Kadınlar toplumsal sözleşme imzaladı ve tüm kurumlarda eşitlik sağlandı. Bu, kadın gerçekliğinin ve kadın bilincinin tanındığının göstergesidir.

Türk devleti, Kuzey ve Doğu Suriye’deki Özerk Yönetim projesine karşı savaş yürütüyor. Ancak kadınlar tüm saldırılara rağmen mücadele ediyor ve haklarını savunuyor. Bu nedenle Özerk Yönetim ayakta kaldı ve evrensel bir boyut kazandı. Artık dünya bu devrimi tanımak istiyor. Çünkü tüm saldırılara rağmen halk kendi kendini örgütlüyor ve yönetiyor.

Biz kadınların davası ulusal ya da bölgesel değil, evrenseldir. Bir yerde kazanılan haklar, tüm kadınların kazanımıdır. Kadınların dünya çapında örgütlenmesi gerekiyor; çünkü sorunlarımız ortaktır. Bir toplumu yıkmak isteyenler, önce kadını hedef alır. Özgür ve onurlu bir yaşam için kadınların kendilerini görebileceği demokratik bir sistemin kurulması şarttır. Ortadoğu ve Suriye’de kadın öncülüğünde örgütlenme bunun yolunu açıyor. Dünya kadınları da Kuzey-Doğu Suriye’de kazanılan haklara sahip çıkmalı ve bu kazanımları ileriye taşımalıdır. Çünkü bizim kazanımlarımız tüm kadınların kazanımlarıdır.”

/ANF/