Jîna Emînî’nin katledilmesiyle kıvılcımı ateşlenen direniş, kısa sürede Doğu Kürdistan’dan dünyaya yayıldı. Kadınların özgürlük mücadelesi küresel bir tepkiye dönüştü.
‘Jin, Jiyan, Azadî’ isyanı, İran rejimine ve otoritesine karşı kadınların öncülük ettiği kitlesel bir direniştir. Bu direniş, özgürlük ve adaleti kazanma mücadelesidir. Kadınların mücadelesini yeni bir aşamaya taşıyan bu hareket, küresel bir boyut kazandı…
Jîna Emînî kimdir?
Jîna Emînî, kimlikteki adıyla Mahsa Emînî, 22 Temmuz 2000’de Seqiz şehrinde doğdu. Katledilmesinden kısa bir süre önce üniversiteye kabul edilmişti. Sadece bir erkek kardeşi, Eşkan Emînî bulunmaktadır.
Olay nasıl gelişti?
Jîna Emînî ve ailesi, 2022 Eylül ayının başında akraba ziyareti için Tahran’a gitti. 13 Eylül 2022’de Tahran’daki ‘Şehid Heqani’ metro istasyonu yakınlarında, aynı adlı ana yol üzerinde kardeşiyle birlikte İran polisi tarafından gözaltına alındı.
Kardeşi polislere itiraz edip tepki gösterince, polisler ona Jîna’nın polis merkezine götürüleceğini söyledi. Kardeşinin gözaltına alınmasına karşı çıkması üzerine polisler, Jîna’nın ‘rehberlik dersi’ için bir merkeze götürüleceğini ve bir saat içinde serbest bırakılacağını ifade ettiler.
Görgü tanıkları, Jîna Emînî’nin zorla, hakaret edilerek ve aşağılayıcı muameleyle gözaltına alındığını belirtti. Ailesi, kardeşinin de işkenceye maruz kaldığını ifade etti.
Jîna Emînî, Tahran’daki ‘Ahlak Polisi’ merkezine götürüldükten iki saat sonra işkence nedeniyle beyninde hasar oluştu, bilincini kaybetti ve komaya girerek acilen Kasra Hastanesi’nin yoğun bakım ünitesine kaldırıldı. Üç gün boyunca hastanede bilinci kapalı bir şekilde kalan Jîna Emînî, 16 Eylül 2022’de hayatını kaybetti.
İran rejimi ve yetkilileri, Jîna Emînî’nin katledilmesi gerçeğini hem iç hem de dış kamuoyundan gizlemeye çalışsa da belgeler, tanıklar ve ailesi, Jîna’nın gözaltına alınmadan ve işkence görmeden önce tamamen sağlıklı olduğunu, hiçbir rahatsızlığı olmadığını doğruladı.
Cenaze töreni ve ‘Jin, Jiyan, Azadî’ devriminin kıvılcımı
17 Eylül sabahı Jîna Emînî’nin cenazesi Seqiz’e götürüldü ve büyük bir kalabalığın katılımıyla, güvenlik güçlerinin ablukası altında Ayçi Mezarlığı’nda toprağa verildi. ‘Jin, Jiyan, Azadî’ devriminin çanı o anda çaldı ve özgürlük çığlıklarının yükseldiği büyük bir dalgaya dönüştü.
Jîna Emînî’nin ‘Jin, Jiyan, Azadî’ devriminin öncüsü olarak toprağa verilişinden sonra, halk İran rejimine karşı sloganlar attı. İran güvenlik güçleri, kalabalığı dağıtmak için ateş açtı ve göz yaşartıcı gaz kullandı. Bu olayla birlikte Doğu Kürdistan ve İran’ın çeşitli ilçe ve şehirlerinde isyanlar başladı.
İlk kıvılcım Seqiz’de yükseldi
Jîna Emînî’nin katledilmesinden sonra ilk eylem Doğu Kürdistan’ın Seqiz şehrinde gerçekleşti. Halk sokaklara döküldü ve İran güvenlik güçlerinin saldırısı sonucu bir kişi hayatını kaybetti.
İran devletinin baskıları üzerine Doğu Kürdistan’da genel grev çağrısı yapıldı. PJAK ve KODAR, Jîna Emînî’nin İran devleti tarafından katledilmesine karşı 19 Eylül’de ‘Jin, Jiyan, Azadî’ ve ‘Şehit Namirin’ sloganlarıyla genel greve katılma çağrısı yaptı. Ayrıca, İran Kürdistanı Partileri İşbirliği Merkezi’ne bağlı partiler, İran Komünist Partisi-Kürdistan Örgütü ve Doğu Kürdistan’daki bazı siyasi aktivistler ile sivil toplum kuruluşları da greve katılım çağrısında bulundu.
Bu çağrılarla birlikte Seqiz, Sine, Şino, Bokan ve Bane gibi şehirlerde genel grev başladı.
İlk 6 günde 17 kişi katledildi
22 Eylül 2022 tarihli Le Monde haberine göre, resmi kaynaklara dayandırılan bilgilere göre eylemlerde sadece 6 gün içinde 17 kişi katledildi. İranlı yetkililer, göstericiler ve polisler dahil 17 kişinin bu süreçte katledildiğini belirtti.
22 Eylül’de Instagram ve WhatsApp erişimi engellendi. Oslo merkezli muhalif bir insan hakları örgütü olan İran İnsan Hakları Örgütü (IHR), en az 31 sivilin güvenlik güçleri tarafından katledildi bildirdi.
Aylarca süren protestolarda dini lider Ayetullah Ali Hamaney’in fotoğrafları yakıldı ve ‘Diktatöre ölüm’ sloganları atıldı. Kadınlar başörtülerini çıkarıp yaktı ve başörtüsü zorunluluğunu dayatan yasayı protesto etti. Eylemler, ülkenin kuzeybatısında Kürtler, güneydoğusunda ise Beluçlar tarafından düzenlendi.
HERANA: 524 kişi katledildi
Jîna Emînî’nin katledilmesinin ardından, başta İran olmak üzere dünyanın birçok yerinde kadınlar sokaklara çıktı. Tahran merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HERANA), 15 Ocak 2023’e kadar İran’daki isyanlarda 524 kişinin katledildiğini bildirdi.
Katledilenlerden 71’i çocuk, 68’i ise güvenlik görevlisiydi. Ajans, aynı tarihe kadar protestolar nedeniyle 19 bin 401 kişinin gözaltına alındığını veya tutuklandığını, bunlardan 713’ünün öğrenci olduğunu belirtti. Mahkemeler, eylemlerle bağlantılı olduğu iddiasıyla 724 kişiyi mahkum etti. Toplamda 11 bin 721 ay hapis cezası verdi ve dört gösterici idam edildi.
HERANA, 17 Eylül 2022’den 7 Aralık 2022’ye kadar ülke genelinde 82 gün boyunca protestoların düzenlendiğini, eylemlerin 31 vilayette, 160 şehirde ve 143 büyük üniversitede gerçekleştiğini bildirdi.
Jîna, Avrupa Parlamentosu’nun Sakharov Özgür Düşünce Ödülü’ne layık görüldü
Avrupa Parlamentosu’nun (AP) Özgür Düşünce Sakharov Ödülü, Doğu Kürdistan ve İran’daki ‘Jin, Jiyan, Azadî’ devriminin sembolü Jîna Emînî anısına ithaf edildi.
Jîna Emînî’nin ailesi, avukat Salih Nikbaht, kadın hakları savunucuları Efsun Necefi ve Mersedeh Şahinkar Strasbourg’daki Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen törene katıldı. Törenden önce iki basın toplantısı düzenlendi. İlki, AP Başkanı Roberta Metsola tarafından organize edildi. Metsola şunları söyledi: “Bu yıl Jîna Emînî ve ‘Jin, Jiyan, Azadî’ hareketi anısına verilen Sakharov Özgür Düşünce Ödülü, İran’daki baskı ve zorbalığa rağmen haklı mücadelelerini sürdüren tüm cesur kadınlara, erkeklere ve gençlere adanmıştır. Avrupa Parlamentosu sesinizi duyuyor ve sizi destekliyor. Yalnız değilsiniz.”
Eylemleri bastırmak için idam cezaları
2025 yılında İran rejimi, Kürt kadın aktivistlere aralıksız idam cezaları verdi. İki Kürt aktivist, Pexşan Ezîzî ve Werîşe Mûradî, “rejime karşı propaganda” ve “devlete karşı savaş” gibi asılsız iddialarla idam cezasına çarptırıldı. Bu cezalar Doğu Kürdistan’da büyük bir öfkeye yol açtı.
22 Ocak 2025’te Doğu Kürdistan’da genel grev düzenlendi. Bölge halkı, Pexşan Ezîzî ve Werîşe Mûradî’ye verilen idam cezalarına karşı sokaklara döküldü.
Reşt’teki Lakan Hapishanesi’nde bulunan kadın tutsaklar, 17 Ocak 2025’te bir çağrı yaparak uluslararası toplumu bu idamları durdurmaya davet etti. İnsan Hakları İzleme Örgütü, İran rejiminin Werîşe Mûradî, Zeynep Celaliyan ve Nergis Muhammedi’ye yönelik baskılarını kınadı.
9 Mart 2025’te onlarca insan hakları örgütü, Şerife Muhammedi, Pexşan Ezîzî ve Werîşe Mûradî’ye verilen idam cezalarının durdurulması için bir kampanya başlattı.
‘Jin, Jiyan, Azadî’ Devriminin toplum üzerindeki etkisi
Jîna Emînî’nin öldürülmesi, İran’a karşı ülke içinde ve dışında tüm kesimlerin katıldığı toplumsal bir ayaklanmanın ilk adımı oldu. Seqiz’de başlayan protestolar bugün farklı yöntemlerle devam ediyor.
Özellikle ‘Jin, Jiyan, Azadî’ sloganı, Doğu Kürdistan ve İran’ın her sokağında yankılandı. Bu slogan, zulme ve baskıya karşı direnişin ve mücadelenin sembolü haline geldi.
/Kaynak: Rojnews/










