Zenda Leylan: Geleceği kurma umudu

Şili’de faaliyet gösteren Kürdistan ile Dayanışma Kadın Ağı üyesi Flor Retamal Rivas, “Barış ve Demokratik Toplum” süreci ile özgürlük hareketinin son açıklamalarına ilişkin değerlendirmelerini Newaya Jin için paylaştı.

Abya Yala’dan Kürdistan’a

Güney Amerika’nın dağları, vadileri ve denizle çevrili coğrafyasından, dünyanın öte yanında benzer zenginliklere sahip Kürdistan’da alınan kararlar dikkatle izleniyor. Rivas, özellikle kadın mücadelesinin ürettiği cesaretin, uzak mesafeleri aşarak Latin Amerika’daki kadınlara da ilham verdiğini belirtiyor.

Son dönemde PKK’nin kendini feshetme kararı, Bakur’dan gerillaların geri çekilmesi ve sembolik silah yakma eylemleri, bölgeyi uzaktan takip eden birçok kişi için hem şaşkınlık hem de merak uyandırdı. Rivas’a göre, bu gelişmeleri doğru anlamak için hem tarihsel hem de felsefi boyutlarıyla süreci yeniden ele almak gerekiyor. Bu adımlar, yalnızca siyasi bir yönelim değil, aynı zamanda barış kavramının yeniden tanımlanmasına yönelik bir çağrı niteliği taşıyor.

Yargılamak yerine anlamaya çalışmak

Rivas, tartışmaların zaman zaman kuşkuya, zaman zaman şaşkınlığa dönüştüğünü ancak tüm açıklamaların dikkatle okunması gerektiğini vurguluyor. Ona göre birçok kişi, onlarca yıl boyunca bedenini ve hayatını ortaya koyan gerillaların rolünü, aynı zamanda 26 yılı aşkın süredir cezaevinde bulunan Abdullah Öcalan’ın bu süreçteki belirleyici konumunu göz ardı ediyor.

Bu nedenle Rivas, süreci yargılamak yerine iki yönlü bir dikkatle izlemek gerektiğini ifade ediyor:
Bir yandan Türk devletinin atacağı adımlara karşı ihtiyat, diğer yandan ağır bedeller ödemiş bir halkın refahını güvence altına alabilecek barış ilişkilerine dair samimi bir umut.

Latin Amerika’nın barış deneyimi

Rivas, Abya Yala bölgesinin deneyimlerinin bu süreci anlamada önemli bir perspektif sunduğunu belirtiyor. Geçmişte barış süreçlerinin paramilitarizme, iç çatışmaların yeniden şekillenmesine ve yeni baskı yöntemlerine kapı araladığını hatırlatıyor. Ancak aynı zamanda, yerli halkların özerklik ve toplumsal örgütlenme temelinde yeniden ayağa kalkma gücünü defalarca gösterdiğini vurguluyor.

Bu nedenle, Kürdistan’daki süreci “yakından ve umutla” takip ettiğini ifade eden Rivas, demokratik konfederalizmin yalnızca Kürt hareketine ait bir proje olmadığına dikkat çekiyor. Ona göre bu model, Zapatistalar’dan Mapuche halkına kadar dünyanın farklı bölgelerinde özgürlük arayışındaki halklara ilham veren bir karşı-dünya önerisi niteliğinde.

Kadın demokratik toplum çağının mimarı

Rivas, özgürlük hareketinin ikinci bildirisinde yer alan şu ifadelerin altını çiziyor:

“Kadınların özgürlük arayışı, Kürdistan’da evrensel bir ifadeye ulaşmıştır. Demokratik toplum çağı, kadınların çağıdır. Demokratik toplum manifestosu, özünde kadın özgürlüğü manifestosudur.”

Ona göre bu sözler, Kürdistan Kadın Hareketi’nin dünya kadınları için neden güçlü bir referans olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. “Dayanışma tek taraflı değil; bu mücadelede birbirimizden güç alıyoruz” diyen Rivas, ataerkil, sömürgeci ve kapitalist baskılara karşı ortak bir cephenin oluştuğunu belirtiyor.

Demokratik konfederalizm uzak bir hayal değil

Rivas, sürece dair eksik bilgi nedeniyle çeşitli tartışmalar yaşansa da zamanla daha geniş bir anlayışın oluşacağına inanıyor. Kadınlar ve halklar olarak özgürlük mücadelesinin sürdürülmesi gerektiğini vurgularken sözlerini şöyle bitiriyor:

“Demokratik konfederalizm uzak bir ütopya değil; geleceği kurmanın somut yolu olabilir.”

Öne Çıkanlar