Kadın mücadelesinin 1979’da devrilen Şah rejiminden günümüze dek sürdüğünü belirten Sarina Esmaili, “Rejim devam ederse siyasi baskı sürer. Savaş veya çatışma durumu sürerse, ekonomik ve toplumsal zarar artar. Kadınların mücadeleye katılımı, gerçek bir demokrasinin sağlanması için hayati önemdedir” dedi.
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a dönük başlattığı saldırıların 40’ıncı gününde, ABD ve İran arasında iki haftalık ateşkes ilan edildi. Ancak kararın hemen ardından İsrail’in Lübnan’a yönelik yoğun bombardımanı bölgedeki gerilimi yeniden tırmandırdı. Baskı ve savaştan başka bir şey vaat edilmeyen İran ve Rojhilat halkı ise, rejime karşı mücadelesini elden bırakmıyor. Özellikle 1979’da devrilen Şah rejiminden bu yana özgürlük ve hakları için direnen kadınların 2022 yılına damgasına vuran “Jin, jiyan, azadî” mücadelesi kadın birliğinin şiarı oldu.
İran ve Rojhilat’tan tüm dünyaya yayılan eylemlere katılan isimlerden biri de Sarina Esmaili idi.
Mezopotamya Ajansı, o süreçte 16 yaşında olan Sarina Esmaili ile ülkedeki durumu ve kadın mücadelesini konuştu.
‘DİRENİŞ GÜNÜMÜZE KADAR SÜRDÜ’
1979 yılında devrilen Şah rejiminin yerine gelen Molla rejiminin kadın mücadelesine ket vurmaya çalıştığını belirten Sarina Esmaili, “Kadınlar üzerinde doğrudan ve derin etkiler yaratan dini-siyasi bir sistem kuruldu. Kadınlar daha en başından zorunlu örtünme gibi kısıtlayıcı yasaların artması, özgürlüklerinin sınırlandırılması, iş, eğitim ve günlük yaşamda ayrımcılıklar, kadınların ev ve anne gibi geleneksel rollere hapsedilmesi, özellikle evlilikte ve mahkemelerde kadının tanıklığının çoğu zaman erkekten daha değersiz sayılması gibi hukuki ayrımcılık, iş ve siyasi katılım olanaklarının sınırlı olması gibi politikalara karşı eylemler yapılmaya başlandı” dedi.
Rejimin en başından itibaren kadınların özgür bir toplumsal zemin için mücadele verdiğini söyleyen Sarina Esmaili, bunun da öncülüğünü Kürt kadınların yaptığına dikkati çekerek, ekledi: “Kürt kadınlar her türlü otoriteye ve baskıya karşı durdu ve bu direniş günümüze kadar devam etti. Önemli bir nokta ise kadın mücadelesinin yalnızca siyasi değil, aynı zamanda kültürel ve toplumsal olmasıdır. Bu nedenle ideolojik sınırlar aşıldı. Kürt hareketinin içinden doğan ‘Jin, jiyan, azadî’ sloganı yalnızca Kürt kadınlar ve Kürt toplumu için değil, tüm İran ve hatta dünya için bir mücadele sembolüne dönüştü.”
‘JİN, JİYAN, AZADÎ ETRAFINDA BİRLEŞİLDİ’
Kadınların verdiği mücadeleyle eğitim ve iş hayatında ilerleme kaydettiğini söyleyen Sarina Esmaili, “Bugün zorunlu başörtüsü sistemi de kadınlara dönük devlet şiddeti de hala devam ediyor. Kadınlar üzerinde toplumsal baskı ve denetim sürüyor. Ataerkil toplum içinde kadın cinayetleri de hala devam ediyor. 2022 yılında Jîna Emînî’nin devlet tarafından öldürülmesi, yeni bir mücadele dalgasını ve geniş çaplı protestoları tetikledi. Bu protestolar Rojhilat’dan başlayarak Tahran’a, Avrupa’ya ve hatta Avrupa Parlamentosu gibi uluslararası kurumlara kadar yayıldı. Kadınlar başörtülerini çıkarıp yaktılar, gençler güvenlik güçleriyle karşı karşıya kaldı. Binlerce kişi yaralandı veya tutuklandı ancak mücadelelerini sürdürdüler. Farklı toplumsal kesimler arasında dayanışma oluştu ve ‘Jin, jiyan, azadî’ sloganı etrafında birleşildi. Kürdistan’da kadınlar, hak ve özgürlükleri hatta halkların kurtuluşu için erkeklerle omuz omuza mücadele veriyor” diye belirtti.
‘HALKLAR REJİM VE SAVAŞ ARASINA SIKIŞTIRILDI’
Kadın öncülüğündeki bu direniş kültürünün dünya çapında dikkat çektiğini belirten Sarina Esmaili, bugün ise halkların rejim ve savaş arasında sıkıştırıldığını söyledi. Sarina Esmaili, şöyle devam etti: “Bilgiler sınırlı olsa da bazı gerçekler açık. Aileler korku içinde yaşamaktadır. İnternet erişimi kısıtlanmakta ya da kontrol edilmektedir. Hane gelirleri düşüyor. Güvenlik hem otoriter bir İslami rejim hem de milliyetçi baskılar tarafından tehdit ediliyor. Baskı arttıkça direniş ve ayaklanma, kaçınılmaz bir toplumsal gereklilik haline geliyor. Daha düşük gelirli insanlar ise kentlerini terk edemiyor. İşlerini kaybeden çok insan oldu. Kadınlar ve çocuklar en fazla zararı görenlerin başında geldi. Eğer rejim değişirse, yerine nasıl bir sistemin geleceği ve halkın bu süreçte ne kadar etkili olacağı belirleyici olacak. Daha fazla özgürlük mümkün olabilir, kadın hakları güçlenebilir ancak bunlar olasılık. Ancak zorlu bir geçiş süreci yaşanacak ve tüm toplumsal kesimlerden kadınların güçlü örgütlenmesi ve dayanışması gerekiyor. Eğer rejim devam ederse, siyasi baskı sürer. Ancak yine kadın mücadelesi devam eder. Savaş veya çatışma durumu sürerse, ekonomik ve toplumsal zarar artar. Kadınlar ve gençler daha fazla zarar görür. Göç artar. En nihayetinde İran’da verilen kadın mücadelesi bireysel olmaktan çıkıp, kolektif bir hale geldi. Çünkü kadınlar, özgürlük, adalet, insan onuru, toplumsal eşitlik evrensel kavramlar gibi temel mücadelelere öncülük etti. Bu mücadelenin geleceği; siyasi, ekonomik ve toplumsal koşullara, ayrıca kadınların yönetimin tüm alanlarına katılım düzeyine bağlıdır. Kadınların mücadeleye katılımı, gerçek bir demokrasinin sağlanması için hayati önemdedir.”
/MA – Ceylan Şahinli /











