Avrupa sahnelerinde Kürt kültürünü danslarıyla görünür kılan “Dansın Kürt Prensesi” olarak tanınan Leyla Bedirxan, sanatsal üretimi ve kimlik vurgusuyla uluslararası alanda önemli bir kültürel miras bıraktı…
“Dansın Kürt Prensesi” Leyla Bedirxan, 31 Temmuz 1908’de İstanbul’da Kürt Abdurrezzak Bedirxan ile Avusturyalı Yahudi Henriette Ornik’in kızları olarak dünyaya geldi.
Babası, Kürt tarihinde önemli bir entelektüel ve siyasi rol oynamış ünlü Bedirxan ailesindendi. Leyla’nın anne ve babası iki çocuk sahibi olduktan sonra yollarını ayırdı. Erkek kardeşi babasının yanında kaldı ve genç yaşta bir kazada hayatını kaybetti.
Leyla ve annesi ise Mısır’a yerleşti ve Leyla çocukluğunu burada geçirdi. Daha sonra annesiyle birlikte Viyana’ya giderek yeni bir hayata başladı. Burada dansa yönelerek sanat hayatındaki ilk adımlarını attı.
Babası Abdurrezak Bey, o dönem İstanbul Belediye Başkanı Rıdvan Bey’in öldürülmesiyle ilişkilendirilerek Trablus’a sürgün edildi ve cezaevinde kaldı. I. Dünya Savaşı sırasında Abdurrezzak Bedirxan, Rojhilat Kürdistan’a giderek Osmanlılara karşı bir Kürt ayaklanması örgütlemeye çalıştı. Rusya’dan destek alarak Wan ve Botan’da güç topladı. Ancak Ekim Devrimi ile birlikte Rusya, hem Ermenilere hem de Kürtlere verdiği desteği geri çekti. Abdurrezzak Bey tutuklandı, Musul’da hapsedildi ve yargılanmadan zehirlenerek öldürüldü.
Savaşın ardından yeniden sanata yöneldi
II. Dünya Savaşı sırasında Leyla, Fransa’da kaldı. Yahudi kökeni nedeniyle bazı tehditlerle karşılaşsa da, Fransız bir vatandaşla evli olduğu için birçok soruşturmadan uzak kaldı. Savaşın ardından sanat çalışmalarına devam etti.
Leyla Bedirxan, Kürt bir dansçı, sanatçı ve kültürel temsilciydi. Kürt halk danslarından esinlenen özgün performanslarını Avrupa sahnelerinde sergileyen Leyla, kültürel kimliğin sanatsal ifade yoluyla aktarılmasında öncü bir isim olarak kabul edilmektedir.

Danslarıyla kültürünü tanıttı
Danslarında Kürt müziği ve motiflerini kullanarak kimlik vurgusu yapan Leyla, Avrupa’daki performanslarıyla Kürt kültürüne dikkat çekti. Modern anlamda “kültürel temsil” yapan ilk Kürt sanatçılardan biri olarak kabul edilen Leyla Bedirxan, yalnızca bir dansçı değil, Kürt kültürünü uluslararası alanda görünür kılan önemli bir sanat figürü olarak öne çıktı.
Leyla Bedirxan, sanat ve basın dünyasında birçok dost edindi. Bu isimlerden biri ressam Jean Target, “Leyla Bedirxan Kürt Dansı Sergiliyor” adlı tabloyu yaptı. Dönemin ünlü fotoğrafçılarından Madame d’Ora da onun yakın çevresinde yer almış ve portrelerini çekmiştir. Bunların yanı sıra, farklı sanatçılar da onun portrelerini çizerek eserlerine konu etmiştir.
Her röportajında ‘Ben Kürdüm’ dedi
Leyla Bedirxan, Avrupa’da verdiği her röportajda kimliğini öne çıkardı. Köklerinden hiçbir zaman uzaklaşmadı. Avrupa’daki tüm gösterilerinin afişlerinde “Kürt dansçı Leyla” ifadesi yer aldı. Çünkü batı onun Türk olduğunu yazıyordu. Bu nedenle kimlik meselesine özel önem verdi ve her röportajında “Ben ne Türküm ne Farsım, Kürdüm” dedi.
Leyla’nın stilize dansları, def, tembûr, tar ve sîtar gibi enstrümanların ritimlerinin etkisiyle; sokak dansları ve Keldani, Êzidî ile Zerdüştî kültürlerinin izlerini taşıyan İran, Mısır, Mezopotamya ve Kürdistan kültür ve geleneklerinden beslenmektedir.
Leyla Bedirxan’ın geniş dans repertuvarında yer alan bazı eser başlıkları şunlardır:
Bûka Baranê, Şervanê Kurd, Dîlan, Reqsa Durzi, Stampa Persî, Hîeroglîf, Tef.
Leyla Bedirxan, 26 Aralık 1986’da Fransa’nın Montauban kentinde hayatını kaybetti. Yoksulluk içinde vefat eden Leyla’nın mezarının 17 yıl boyunca nerede olduğu bilinmiyordu. Leyla Bedirxan’ın mezarı 2023 yılında eşinin defnedildiği Paris mezarlığında bulundu.
Leyla Bedirxan’ın hikayesi bize sanatın yarattığı özgür ruhu ve kimlik mücadelesinin önemini anlatıyor.











