CHP’ye yönelik ‘mutlak butlan’ kararı ve derinleşen kayyım politikalarına karşı alanlara çıkan kadınlar örgütleri ve siyasi partiler, irade gaspına, yargı eliyle siyasetin dizaynına ve kadın kazanımlarına dönük saldırılara karşı birleşik mücadele çağrısı yaptı…
Ankara 42’nci Asliye Hukuk Mahkemesi’nin CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı’na ilişkin verdiği “mutlak butlan” kararı, siyasette yeni bir gerilim başlığı yaratırken, karar birçok kesim tarafından “yargı eliyle siyasi müdahale” olarak değerlendiriliyor. CHP’ye dayanışma ziyaretleri sürerken, Türkiye’nin pek çok kentinde halk iradesine dönük müdahalelere karşı protestolar düzenleniyor. İstanbul’da ise kadınlar, yalnızca CHP’ye yönelik karara değil, uzun süredir derinleşen kayyım politikalarına, yargı kıskacına ve demokratik alanın daraltılmasına karşı sokaktaydı.
Yaşanan irade gaspına karşı konuşan kadınlar, seçilmiş iradenin hedef alınmasının kadınların mücadele alanlarına dönük baskılarla paralel ilerlediğine dikkat çekti.
‘Kılıçdaroğlu’nu istemiyoruz’
Türkan Tatar: “Bu karar, halkın iradesine ve örgütün iradesine yönelik yanlış bir karardır. Halk Kılıçdaroğlu’nu istemiyor. Kayyum olarak zorla geldi. Biz kayyum istemiyoruz. Biz partimizi terk etmeyeceğiz. İstifa etmeyeceğiz. Kendisi geldiği gibi gidecek”
Yurttaş Meltem Açlan, CHP’nin birinci parti olduğunu belirterek, “Kazanamayacağı bir yarışa girmemek, kazanamayacağı bir seçime girmemek için bir dizayn olabilir” dedi.
Meltem Açlan, 38’inci Olağan Kurultay’dan 2 yıl sonra yapılan itirazın, meselenin hukuki değil siyasi olduğunu gösterdiğini belirtti
‘Haklarımıza sahip çıkmak için buradayız’
Mor Dayanışma üyesi Eylül Naz Baklacı, yaşanan süreci faşizmin kurumsallaşması olarak tanımlayarak, şöyle devam etti:
“Bu durum iktidarın faşizm yöntemlerinden bir tanesidir ve kadınların özgür oldukları alanları, protesto alanlarını da kısıtlıyorlar. Zaten bunu çok uzun süredir görüyoruz; bu yaşananlar da bunun bir parçasıdır. Tam da bu yüzden buradayız. Bugün burada olmak sadece bir parti üzerinden değerlendirilmemeli; aslında kendi özgürlüğümüze, haklarımıza ve ses çıkarabilme özgürlüğümüze sahip çıkmak istiyoruz. Bugün yapılan hukuksuzluğun, yarın bize de yöneleceğini biliyoruz. Bu, bir hukuksuzluk silsilesidir. O yüzden buna karşı çıkmak, haklarımıza sahip çıkmak ve ses çıkarmak için buradayız.”
‘Barış mücadelesi hala çok yakıcı’
Emekçi Hareket Partisi (EHP) Bölge Sözcüsü Sibel Uzun, Kürt halkının iradesine atanan kayyımlara karşı gösterilen direnişleri hatırlattı.
Kayyımların seçme seçilme hakkına yönelik saldırı olduğunu söyleyen Sibel Uzun, şunları belirtti:
“Demek ki bundan sonra bize daha çok barış gerekecek, daha çok demokrasi gerekecek. O yüzden de ben Kürt halkına yönelik ya da Kürt siyasetinde verilen mücadelenin de bu mücadeleyle bir yerde buluşacağını düşünüyorum. Biz barış mücadelesinin de hâlâ çok güncel ve yakıcı olduğunu savunuyoruz. O yüzden ‘Barış için somut adım’ diyoruz. Onun da en başında biliyorsunuz ki seçilmiş milletvekillerinin ve tutuklu siyasetçilerin özgürlüğü ile kayyum siyasetinin bir daha uygulanamayacak şekilde ortadan kalkması yer alıyor. Bu, bizim en başa yazdığımız siyasetlerden biriydi; bundan sonra bu mücadele içerisinde bunu daha fazla gündem yapacağız.”
‘Mücadele için buradayız’
Emek Partisi (EMEP) Gençlik Merkez Yürütme Kurulu üyesi Sude Şener, kayyımı uygulamalarının halk iradesine yönelik darbe olduğunu kaydetti. Demokratik hakların gasp edildiği bir ortamda mücadele etmenin önemine dikkat çeken Sude Şener, şunları kaydetti:
“Biz tüm bu gidişatın aslında neyden kaynaklandığını ve neye hizmet ettiğini; cebimizdeki paranın gittikçe erimesinden, bizim ve halkın gittikçe yoksullaşmasından, buna karşılık iktidara yakın bütün sermaye gruplarının zenginleşmesinden de görebiliyoruz. Dolayısıyla iktidarda olanlar ve sermaye grupları ceplerini büyütmeye devam ederken biz öğrenciler ve halk gittikçe yoksullaşıyoruz. Bunun karşısına da, ne olursa olsun, her zaman mücadeleyi koymamız gerekiyor. O yüzden bugün buradayız.”
/Haber: Elfazi Toral-Melike Aydın- JINNEWS /











