YPJ’nin IŞİD’e karşı savaş sırasında oynadığı rolün tanınması yalnızca askeri bir meseleyle sınırlı değil, aynı zamanda kadınların toplumun korunmasına katkı ve Suriye’de daha çoğulcu ve istikrarlı bir siyasi geleceğin inşasındaki önemini de yansıtıyor…
Laman Şexo Jinha için yazdı:
Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) meselesi, mevcut dönemin en tartışmalı konularından biri olarak öne çıkıyor. Bu konu, Suriye devletinin yeniden inşa süreci ile askeri ve siyasi kurumlarının geleceğiyle doğrudan bağlantılı bulunuyor. YPJ, özellikle Kuzey ve Doğu Suriye bölgelerinde, IŞİD’e karşı savaş sırasında birçok cephede önemli rol oynayan kadın askeri gücü olarak öne çıktı. Özellikle Kobanê direnişi, IŞİD’e karşı mücadelenin seyrinde önemli bir dönüm noktası oluşturdu.
Kadın Savunma Birlikleri (YPJ), resmi olarak 2013 yılında, Suriye savaşı ve Kuzey ve Doğu Suriye’deki Özerk Yönetim bölgelerinde yerel savunma yapılanmalarına duyulan ihtiyacın artması bağlamında kuruldu. YPJ, Özerk Yönetim projesine bağlı kadın askeri kanadı olarak, yerel bölgeleri savunmak ve kadınların askeri ile siyasi alanlardaki katılımını güçlendirmek amacıyla oluşturuldu. Bu yapı, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan tarafından ortaya konulan ve kadın özgürlüğü, toplumsal cinsiyet eşitliği ile toplumun inşasında etnik çoğulculuk ilkesini esas alan “demokratik ulus” felsefesine dayanıyor.
Çatışma sonrası ülkelerde entegrasyon, güvenlik sektörü reformu ve devletin yeniden inşa programlarının temel bir parçası olarak kabul edilir. Bu süreç, tüm silahlı unsurların ulusal ordu bünyesine dahil edilmesini amaçlar. Ancak bu sürecin başarısı, siyasi uzlaşının sağlanmasına, hukuki güvencelerin varlığına ve farklı taraflar arasında karşılıklı güvenin oluşturulmasına bağlıdır.
YPJ’ye yeni Suriye ordusu içinde örgütsel bir özerklik tanınmaması
Suriye’de ise YPJ’nin entegrasyonu etrafındaki tartışma yalnızca askeri boyutla sınırlı kalmıyor, aynı zamanda gelecekteki Suriye devletinin niteliği ile kurumları içindeki etnik ve toplumsal cinsiyet temelli çoğulculuğun sınırlarına ilişkin daha derin bir tartışmayı da içeriyor. Suriye geçici yönetimi, “askeri kurumun birliği” ilkesine bağlı olduğunu savunurken, kendine özgü örgütsel ya da ideolojik referanslara sahip bağımsız silahlı yapıların devlet egemenliği ve askeri karar alma birliği açısından tehdit oluşturabileceğini düşünüyor. Bu nedenle, YPJ’ye yeni Suriye ordusu içinde örgütsel bir özerklik tanınmasına karşı çıkıyor.
Buna karşılık YPJ, Özerk Yönetim’e bağlı düşünsel ve örgütsel yapısının temel unsurlarından biri olan bağımsız kadın liderliği modelini korumakta ısrar ediyor. YPJ, kendi özgün yapısını korumayan herhangi bir entegrasyon sürecinin, erkek egemen karakterin baskın olduğu geleneksel bir askeri kurum içinde kadınların rolünün marjinalleşmesine yol açabileceğini savunuyor.
Bu farklılık, entegrasyon meselesinin yalnızca teknik ya da idari bir konu olmadığını, aynı zamanda iki farklı proje arasındaki siyasi ve ideolojik bir çatışmayı yansıttığını ortaya koyuyor. Bir tarafta adem-i merkeziyetçilik, eşitlik, kadınların güçlendirilmesi ve ortak yönetim sistemine dayanan Özerk Yönetim modeli; diğer tarafta ise askeri ve siyasi otoritenin merkezi ve birleşik kurumlar altında yeniden toplanmasını hedefleyen merkezi devlet modeli bulunuyor.
Bu çatışma, aynı zamanda karmaşık bölgesel ve uluslararası etkenlerle de besleniyor. Türkiye, sınırları yakınında örgütlü herhangi bir Kürt askeri yapısını, özgürlük hareketiyle olan düşünsel ve siyasi bağları nedeniyle ulusal güvenliğine tehdit olarak değerlendiriyor. Bu durum, söz konusu yapılara yönelik tanınmanın engellenmesi amacıyla siyasi ve askeri baskıların uygulanmasına yol açıyor.
YPJ’nin geleceğine ilişkin anlaşmazlıkları azaltabilecek çözüm önerileri gündeme getirilebilir
Bunun yanı sıra, entegrasyon süreci taraflar arasındaki askeri doktrin farklılıkları, Suriye ordusu içinde bağımsız kadın birliklerine benzer bir modelin bulunmaması ve Özerk Yönetim ile Şam arasındaki karşılıklı güven eksikliği gibi çok sayıda güvenlik ve toplumsal zorlukla karşı karşıya bulunuyor. Kadın savaşçılar ise savaş yıllarında elde edilen siyasi ve toplumsal kazanımların kaybedilmesi endişesini taşıyor. Öte yandan, bazı Suriyeli taraflar, bağımsız askeri yapıların varlığını sürdürmesinin ülke içindeki coğrafi ve siyasi bölünmeyi daha da derinleştirebileceği görüşünü savunuyor.
Bu noktada, YPJ geleceğinin yalnızca entegrasyon ya da fesih gibi idari bir kararla sınırlı olmadığı; özünde yeni Suriye devletinin nasıl şekilleneceğine ve bu yapının etnik, toplumsal cinsiyet ve siyasi çoğulculuğu birleşik bir devlet çatısı altında ne ölçüde barındırabileceğine ilişkin daha geniş bir tartışmayı yansıttığı görülüyor. Bu çerçevede, YPJ’nin geleceğine ilişkin anlaşmazlıkları azaltabilecek çeşitli alternatifler ve çözüm önerileri gündeme getirilebilir. Bunlar arasında taraflar arasında güven inşa edilmesini sağlayacak kademeli entegrasyon modeli, kadın haklarını güvence altına alan anayasal ve hukuki düzenlemeler, kadınların Suriye’nin askeri ve güvenlik kurumlarındaki temsilinin güçlendirilmesi ile Suriye yönetimi, Özerk Yönetim ve kadın örgütleri arasında kapsamlı bir siyasi diyalog mekanizmasının kurulması yer alıyor. Ayrıca, güvenlik kurumlarının yeniden yapılandırılmasının uluslararası ya da Birleşmiş Milletler gözetiminde yürütülmesi, Suriye askeri kurumunun ideolojik ve mezhepsel etkilerden uzak, ulusal ve profesyonel temeller üzerinde reforme edilmesi ve gelecekteki devlet yapısında etnik çoğulculuk ile toplumsal cinsiyet eşitliği ilkelerinin korunması öneriler arasında öne çıkıyor.
Savaş yıllarında elde edilen kazanımların korunması, kadınların siyasi, askeri ve güvenlik kurumlarında etkin biçimde yer almasının güvence altına alınmasını ve devletin yeniden inşa sürecinde rollerinin marjinalleştirilmemesini gerektiriyor. Bu bağlamda, gelecekteki anayasal ve hukuki yapıda adalet, eşitlik ve yurttaşlık ilkelerinin güçlendirilmesi; kadın haklarının korunması ve kamusal yaşam ile karar alma mekanizmalarındaki rollerinin artırılması açısından önem taşıyor.
Bu çerçevede YPJ’nin DAİŞ’e karşı savaş sırasında oynadığı rolün tanınması yalnızca askeri bir meseleyle sınırlı değil, aynı zamanda kadınların toplumun korunmasına katkısını ve Suriye’de daha çoğulcu ve istikrarlı bir siyasi geleceğin inşasındaki önemini de yansıtıyor.
*Jineolojî Akademisi üyesi











