Çiğdem Doğu: YPJ’nin iradesinin tanınmaması kabul edilemez

KJK Yürütme Konseyi Üyesi Çiğdem Doğu, “YPJ sadece Rojava’da bulunan Kürt kadınlarının öz savunma örgütü değildir, bir evrensel güç olmuştur. YPJ’nin demokratik entegrasyonda iradesinin tanınmaması, asla kabul edilemez” dedi.

Medya Haber televizyonunda yayınlanan özel programa katılan KJK Yürütme Konseyi Üyesi Çiğdem Doğu, gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Suriye’de yerelin güçlendirilmesinden, yerel demokrasinin gelişmesinden ve öz savunmanın öneminden söz eden Çiğdem Doğu, Şam yönetiminin bu konulardaki yaklaşımına tepki gösterdi.

Doğu, ”Suriye’de demokratik entegrasyonun tartışıldığı, uygulamaya başlandığı bir süreci yaşıyoruz. Fakat YPJ’nin statüsü tartışmalı, kabul edilmiyor.” diyerek şöyle devam etti:

”Suriye açısından da Rojava’da tabii ki çok ciddi bir öz yönetim deneyimi ortaya çıktı. Rêveberiya Xweser biçiminde yaklaşık 14-15 yıl boyunca halk kendi kendini yönetti, yürüttü. Devlet olmadan bir halk kendi yaşamını nasıl idare eder, nasıl yürütür, yönlendirir? Aslında gerçekten bunun muazzam bir laboratuvarı olduğu, deneyimi olduğu, birikimi olduğu bu. Kadınlar açısından da böyledir. Bu bir bütün toplum açısından da böyle. Gerçekten o deneyim çok önemlidir. Tabii belli bir aşamaya geldikten sonra, Ocak ayında da yapılan anlaşmalarla birlikte entegrasyon dediğimiz süreç hayata geçiyor, adım adım geçiyor. Tabii biz böyle gelişmelere de baktığımız zaman aslında strateji demokratik entegrasyondur. Devletin demokratikleşmesi, Cumhuriyet’in demokratikleşmesi, yerel toplumun da buna entegre olması. Rêveberiya Xweser, öz yönetim dediğimiz, Rojava’da ortaya çıkan halkın iradesinin buna demokratik temelde entegre olması, yaklaşım esas da budur. Fakat ortaya çıkan entegrasyonda tabii ki problemler gözüküyor. Bunlar yansıyor.

Suriye devleti bulduğu her fırsatta, basına yansıyan, basında da değerlendirilen, oradaki yetkililer tarafından da değerlendirilen hususlar, tartışma başlangıçta farklıdır, planlamalar farklıdır, ortaklaşılan hususlar farklıdır. Fakat pratikleşme aşamasına geçildiğinde bakıyoruz ki orada devlet böyle kendi merkezi ağırlığını ortaya koyan ve aslında o demokratik toplumun, oradaki toplumun iradesini, kadınların iradesini aşındıran, buradan aslında bulduğu fırsatları kendi çıkarlarına göre kullanmak isteyen bir tutum içerisinde olduğu görülüyor. Bu çok tehlikeli tabii ki. Bu yaklaşım en başta aslında Şara Hükümeti’nin kendisini çökertir. Bunu söyleyelim. Çünkü Esad Hükümeti niye çöktü gitti? Bunun bir nedeni var. Bunun bir sosyolojik nedeni var, bir tarihsel nedeni var. Yönetim biçimiyle alakalı olan bir nedeni var. Önderliğimiz aslında sol Baas gitti, sağ Baas geldi. Sakallı Baasçılar geldi. Bu Baas çizgisinin bir devamıdır. Biz mesela böyle de okuyoruz bu yaklaşımları. Şimdi bu Baas çizgisinin kendisi iflas etti. Bunu Esad rejiminin gidişiyle zaten görmüştük.

Bunu bu biçimiyle devam ettiren, HTŞ çizgisi, biraz daha radikal İslamcı çizgi dediğimiz şeyle devam ettirmeye çalışan bir gerçeklik var. Bunun da tutunamayacağı açıktır. Şu an iktidarda olabilirler. Dış güçlerden destek alıyor olabilirler. Bölgedeki dengelerden faydalanıyor olabilirler. Ama burası burası Ortadoğu. Gerçekten taşlar yerli yerine oturmamış. Ortada 60 milyonluk bir Kürt dinamiği var. Bu dinamiğin çok önemli bir bölümü de Rojava devrimi, Rojava gerçekliği içerisinde kendisini ifade etmiş bir dinamik ki bu dinamiğin öncüsü de diyebileceğimiz bir pozisyon içerisinde. Dolayısıyla tabii ki Şara Hükümeti böyle yapmamalı. Böyle basitleştirici, oradaki demokratik toplum iradesini boşa çıkartan, hani dilden tutalım, kültürden tutalım, kadın boyutuna kadar tekrar böyle devlet hakimiyetini kurma temelinde bir yaklaşım içerisine girmemeli. Tam tersine demokratik entegrasyon temelinde ele alması tabii ki Şara Hükümeti’nin kendi geleceği açısından da önemli olacaktır. Eğer ki bir geleceği olacaksa bu gelecek ancak kendisini demokratikleştirmesi temelinde olabilir. Halklara demokratik yaklaşması temelinde olabilir. Başka bir geleceği de yoktur.

YPJ’yi yok saymak Suriye hükümetinin haddine değildir

Bir de bunun mesela çok önemli bir yanı kadın boyutudur. Özellikle de YPJ boyutudur. YPJ sadece Rojava’da bulunan Kürt kadınlarının öz savunma örgütü değildir. Muazzam bir evrensel güç olmuştur. Kendisini muazzam bir evrensel güç haline getirmiştir. Aslında dünya halkları Rojava’yı Kobanê’den tutalım, Qamişlo’dan tutalım, Minbic’ten, Rakka’dan, orada bir devrim DAİŞ’e karşı bir mücadele gerçekliği ve orada ortaya çıkan bir devrim gerçekliği oldu. En çok da mesela YPJ ile bu devrim görünür hale geldi. YPJ gerçekliği ile neden? İşte kadın devrimciliği, kadın savaşçılığı, DAİŞ gibi mesela bu kadar vahşi bir çete örgütüne karşı cesaretle mücadele eden. Aslında gülerek diyelim ki ölüme giden bir kadın savaşçı gerçekliğini ifade etti YPJ. Böyle bir miras üzerinden yükseldi, bir kimlik haline geldi. Bu bütün dünya kadınlarının bir öz savunma kimliği olarak ortaya çıkar. Bütün Ortadoğu kadınlarının öz savunma gerçekliği olarak, kimliği olarak kendisini ifadelendirir. O yüzden tabii ki YPJ’nin demokratik entegrasyonda iradesinin tanınmaması, görülmemesi tabii ki asla kabul edilemez. Bunu hiçbir kadın kabul etmez…”

Röportajın tamamı için: Jinha

Öne Çıkanlar