Amed’den Ankara’ya Özgürlük Yürüyüşü’ne katılan, yerlerine kayyum atanmış belediye eşbaşkanları, “Kürt halkının dili, kültürü, tarihi ve coğrafyasıyla birlikte tanınması gerekiyor. Demokratik Türkiye’den söz ederken kayyumlarla halkın iradesinin gasp edilmesi çelişkidir” dedi.
TJA’nın 250 kadınla beraber “Umutla özgürlüğe yürüyoruz” şiarıyla Ankara’ya düzenlediği yürüyüş devam ediyor. İkinci günde Hilvan ve Halfeti’de yürüyüşü sürdüren kadınlar, attıkları slogan ve söyledikleri stranlarla gün boyu taleplerini haykırdı. Halfeti’de yüzlerce kişi tarafından karşılanan kitlenin yürüyüşü yarın önce Amara’da ardından ise Antep’te devam edecek.
Yürüyüşte STK, kadın örgütleri ve siyasi parti temsilcilerinin yanı sıra kayyum atanan DEM Partili Belediye Eşbaşkanları da bulunuyor. Talepleri için Ankara’ya yürüyen dört kentin belediye eşbaşkanı toplumsal barış ve çözümün, umut hakkının uygulanması ve halkın iradesinin tanınmasından geçtiğine dikkat çekti.
Dersim, Batman, Mardin ve Van belediye eşbaşkanları, kadınların öncülüğünde sürdürülen yürüyüşte barış, demokratikleşme ve özgürlük taleplerini dile getirdi. Eşbaşkanlar, umut hakkının uygulanması, kayyum uygulamalarının son bulması, anadil ve kolektif hakların anayasal güvenceye alınması ve Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünün sağlanmasının sürecin ilerlemesi açısından hayati olduğunu vurguladı.
‘UMUT HAKKI BİR ŞART DEĞİL, GEREKLİLİKTİR’
Dersim Belediye Eşbaşkanı Birsen Orhan, yürüyüşün en önemli hedeflerinden birinin umut hakkının uygulanması olduğunu belirtti. Orhan, sürecin tıkanmaması ve hızlı ilerleyebilmesi için bu adımın gerekli olduğunu ifade ederek şöyle konuştu:
“Biz artık umut hakkını bir şart olarak değil, bir gereklilik olarak görüyoruz. Yaklaşık bir yıldır yürütülen bir süreç var ancak somut adımlar atılmış değil. Komisyonun kurulması, bazı kurumların dinlenmesi önemli ama binlerce yaşanmışlık ve dinlenmesi gereken insan var. En nihayetinde bu sürecin baş aktörünün dinlenmesi gerektiği taleplerimiz arasında olacak.”
‘İRADE GASPI SONA ERMELİ’
Birsen Orhan ayrıca, anadil ve kültürel hakların anayasal güvenceye kavuşturulmasının zorunluluğunu vurguladı: “Ana dilimiz gibi kolektif haklarımız anayasal güvence altına alınmalıdır. Kayyum atanan belediye eşbaşkanlarının görevlerine dönmesi, seçilmiş iradenin gaspının son bulması da en temel taleplerimizdendir. Bu sadece DEM Partili belediyeler için değil, iradesi gasp edilen tüm belediyeler için geçerlidir. Ayrıca eşbaşkanlık sistemimizin resmen tanınması kadın temsiliyeti açısından vazgeçilmezdir. Bugün özellikle genç kadınların yoğun katılımı, geleceğe dair barış umudunun ne kadar güçlü olduğunu göstermektedir.”
‘DEMOKRASİ KAYYUM POLİTİKALARI İLE OLMAZ’
Batman Belediye Eşbaşkanı Gülistan Sönük de taleplerinin açık olduğunu vurguladı. Gülistan Sönük, öncelikle umut hakkının hayata geçirilmesi ve Abdullah Öcalan’la komisyonun görüşmesi gerektiğini söyledi:
“Taleplerimiz net. Umut hakkının uygulanmasını ve Sayın Abdullah Öcalan’la bir görüşme yapılmasını istiyoruz. Bunun yanı sıra Kürt halkının dili, kültürü, tarihi ve coğrafyasıyla birlikte tanınması gerekiyor. Demokratik Türkiye’den söz ederken kayyumlarla halkın iradesinin gasp edilmesi çelişkidir. İktidarın toplumdan güven oyu alabilmesi için kayyum uygulamaları derhal son bulmalı, yerel yönetimler halkın seçtiklerine iade edilmelidir.”
Van Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Neslihan Şedal ise kadınların mücadelesine dikkat çekti. Neslihan Şedal, Öcalan’ın barış ve demokratik toplum çağrısının kadınlar tarafından güçlü bir şekilde sahiplenildiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Kadınların özgürlük mücadelesi bugüne ait değil; yıllardır kadınlar özgürlük, adalet ve eşitlik için mücadele ediyor. Özellikle Kürt kadınları hem ana dillerine, hem iradelerine, hem de toplumsal değerlerine sahip çıkıyor. Siyasi tutsakların özgürlüğü ve toplumun demokratikleşmesi için de en temel şart, Halklar Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın özgürlüğüne kavuşmasıdır.”
‘BARIŞIN İNŞASINDA SÖZ SAHİBİYİZ’
Neslihan Şedal, Öcalan’ın özgürlüğünün yalnızca kişisel bir talep değil, halkların ve kadınların özgürlüğü anlamına geldiğini ifade ederek şöyle devam etti:
“Sayın Öcalan’ın ortaya koyduğu perspektif çok nettir: Toplumların özgürleşebilmesi için kadınların özgürleşmesi gerekir. Bu anlayış, bugün dünya halkları tarafından da sahiplenilmektedir. Biz kadınlar, barışın inşasında söz sahibiyiz. Bunun en temel gerekliliği Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünün sağlanmasıdır. Kürtçenin statüye kavuşması, önündeki engellerin kaldırılması, siyasi tutsakların serbest bırakılması ve halkların iradesine saygı gösterilmesi için Ankara’ya yürüyoruz.”
‘KÜRT KADINLARI YÜZ YILLAR ROLÜNÜ SÜRDÜRÜYOR’
Kadınların süreçteki rolüne dikkat çeken Mardin Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Devrim Demir, “Kürt kadınları en başından bu yana bu süreci en çok destekleyen kesim oldu. Kadınlar, her türlü baskı ve saldırıya rağmen direnişin bütün rollerini üstlendi ve bu şekilde bir yaşam sürdürdü. Bugün de inançla ve inatla süreci sahiplenmeye devam ediyorlar. Demokratik ve barış içinde bir yaşam için Ankara’ya yürüyorlar” dedi.
Yürüyüşün amaçlarına değinen Devrim Demir, taleplerini şu sözlerle sıraladı:
“Umut hakkı için yürüyoruz. Bütün hakların tanınması ve eşit yurttaşlık talepleri için yürüyoruz. Birlikte ve beraberlik içinde barış talep ediyoruz. Bu süreçte halkın iradesi tanınmalı ve kayyum politikaları son bulmalıdır. Biz bu taleplerle yürüyoruz. Halkın da bu süreçte barışa olan ısrarını net bir şekilde görüyoruz. Yürüyüşümüz özgürlük yürüyüşüdür. Mutlaka bu özgürlüğe ulaşacağız.”
/ANF/











