Gazeteciler Hediye Levent ve Hale Gönültaş, birebir tanıklıkları ile savaş bölgelerinde, göç yollarında, göç edilen ülkelerde kadınların ve çocukların maruz kaldığı her türlü şiddet ve zorluğu katılımcılarla paylaştı.
Datça Kadın Platformu şubat ayında düzenlediği geniş katılımlı barış panelinden sonra, 6 Haziran 2026 Cumartesi günü barış arayışlarına dair ikinci bir panel gerçekleştirdi.
“Ortadoğu ve Dünyada Savaşın İçinde Kadınlar” başlığıyla, gazeteci Hediye Levent’in katıldığı, gazeteci Hale Gönültaş’ın görüntülü bağlantı ile dahil olduğu panele Datçalılar yoğun ilgi gösterdi.
Gazeteciler yıllardır sahada oldukları Suriye, Lübnan, Irak, İran ve Afganistan bölgelerinden gözlemlerini aktardılar. Savaşın özellikle sonrasının toplumlara derin yaralar açtığını, en çok kadınları ve çocukları yaraladığını anlatıp, diplomasinin her zaman savaştan çok daha önemli bir girişim olduğunun altını çizdiler. Gazetecilerin birebir tanıklıkları ile savaş bölgelerinde, göç yollarında, göç edilen ülkelerde kadınların ve çocukların maruz kaldığı her türlü şiddet ve zorluk katılımcılarla paylaşıldı.
Anlatımların ardından soru-cevap aşamasına geçildi ve panel sonrası Datça Kadın Platformu, katılımcılar ve Hediye Levent’in eşliğinde Demokrasi Evi’nin önünde basın açıklaması yaptı:
“Değerli basın emekçileri,
Şubat ayında DKP olarak yakın çevremizde var olan savaşlarda yaşama tutunmaya çalışan kız kardeşlerimizle nasıl bir dayanışma oluşturabileceğimizi konuştuk. Daha sonra Datça’daki sivil toplum örgütlerinin kadın yapılarıyla geniş katılımlı arama toplantısı yaptık. Ortak önerilerle bugünkü paneli gerçekleştirdik ve savaşların kadınlar üzerindeki etkilerini konuştuk.
Savaşlara karar veren, örgütleyen patriyaka ve otokratik rejimlerin tüm dünyada nasıl onarılmaz yaralar açtığını izledik. Kadınların ve çocukların hayatlarının nasıl söndürüldüğünü dinledik. Evde koltuklarımızda izlemeye tahammül edemediğimiz, izlerken bizim asla yaşamayacağımızı düşündüğümüz görüntülerin sahicilerini yaşamış, tanıklık etmiş gazeteci arkadaşlarımızın anlatımları ile savaşın gerçek yüzünü hissettik.
Rusya-Ukrayna savaşı 2022 yılından beri sürerken, Ekim 2023 tarihinde İsrail’in Gazze işgali başladı. Tüm dünya seyrederken Filistin halkına katliam yapıldı. 8 Aralık 2024’te emperyalist güçlerin organizasyonuyla Suriye’deki Beşar Esad rejimine son verildi. Yerine cihatçı HTŞ yönetimi getirildi. Lideri Ahmed eş-Şara’nın ilk işi, adı değiştirilse de kravat takım elbise giydirilse de; Suriyeli Alevilere saldırmak oldu. Yüzlerce Alevi kadın kaçırıldı, tecavüze uğradı, insanlar öldü. 1 Haziran 2025’te ABD ve İsrail, İran’a saldırdı. On iki gün süren bu saldırıda da onlarca insan öldürüldü. İran’a ikinci saldırı 28 Şubat 2026 tarihinde yapıldı. İlk hedeflerden biri küçücük çocukların okuduğu bir okul oldu. Onlarca çocuk hayattan koparıldı. Ocak 2026’da Rojava’da Kürtler hedef alındı. Savaş ganimeti gibi gösterilmek istenen Kürt kadınlarının saç örgülerinin kesilmesi tüm dünyada kadınlar arasında bir direniş eylemine dönüştü.
Evet Ortadoğu, yani hemen sınırlarımızın komşu olduğu ülkelerde acımasız bir şiddet, savaş sürüyor. Emperyalist ülkelerin güç savaşına dönüştürdükleri bu savaşlarda olan halklara oluyor. Savaş baronları zenginliklerini arttırırken, geriye yıkık şehirler, ağlayan analar, ölümün körpe bedenlere vurduğu çocuklar kalıyor. Halklar köleleşiyor. Bu acımasız ortamlarda Arap, Ezidi, Azeri, Kürt, Afgan, Farsi kadınlar, çocuklar büyük acılar yaşıyor.
Kendi ülkemizde yüz yıldır çözülememiş ve büyük bedeller ödenen Kürt sorunu başta olmak üzere gittikçe ağırlaşan sorunlar içindeyiz. Ülkenin en büyük muhalefet partisi CHP üzerinde anti demokratik uygulamalar her gün yeni şekliyle sürdürülüyor. Ülke muhalefetsiz bırakılmak isteniyor. Ekonomik kriz katlanılamaz boyutlarda, hak, hukuk adalet, ekmek su kadar büyük bir ihtiyaç. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği hayatın her alanında. Bu cinnet halinin de bir yansıması olan kadın cinayetleri ise hızını hiç kesmedi.
Evet Dünyada ve Türkiye’de yaşam koşulları iç açıcı değil. Peki biz kadınlar, örgütlü mücadele sürdüren kadınlar umutsuz muyuz? Hayır, kötülükle savaşıp yerine iyiliği koymak, savaş yerine barışı getirmekte kararlıyız. Dünya üzerinde savaşlarda bedel ödemekte olan kız kardeşlerimizin yaşadıklarını hissediyoruz. Barışın, demokrasinin, eşitliğin ülkemize, Ortadoğu’ya ve dünyaya yerleşmesi için mücadelemizi ve çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz.”
Yaşasın kadın dayanışması!
Datça Kadın Platformu..
/Kaynak: Çatlak Zemin/










