Konferansa dair izlenimlerini paylaşan Dilar Dirik, Kürdistan ile Abya Yala kadın mücadelelerinin ortak hatta buluştuğunu ve yeni bir enternasyonalizm ihtiyacını vurguladı. Zîlan Diyar ise, eklemlenen çoklu mücadele motiflerinin ortaya çıktığını belirtti…
“Kadınlar Geleceği Örüyor Ağı”nın Latin Amerika’daki kadın hareketleriyle birlikte organize ettiği “Çiçekleneceğiz Çünkü Savaş Köklerimizi Yok Edemez” Konferansı, tüm yoğunluğu ve coşkusuyla sürüyor.
Kolombiya’nın başkenti Bogotá’da düzenlenen konferansın ikinci gününde; sağlıktan öz savunmaya, medyadan örgütlenmeye kadar birçok başlıkta atölyeler gerçekleştirildi. Atölyelerde ortaya çıkan sonuçların, bugün tüm delegelerin katılımıyla genel oturumda paylaşılması bekleniyor.
Yerel deneyimlerin paylaşıldığı; sömürgeciliğe, erkek egemen sisteme ve kapitalizme karşı ortak mücadele hattı örme iradesinin vurgulandığı konferansa ilişkin “Kadınlar Geleceği Örüyor Ağı” üyeleri Dilar Dirik ve Zîlan Diyar izlenimlerini ANF’yle paylaştı.
Konferansın, demokratik dünya kadın konfederalizminin inşası açısından tarihi ve önemli bir adım olduğunu ifade eden Dilar Dirik, Abya Yala ile Kürdistan arasında güçlü bir köprü kurulduğunu belirtti.
Kadın mücadelelerini birbirine bağlayacak yeni bir enternasyonalizm perspektifinin gerekliliğinin ortaklaştığını ifade eden Dilar Dirik’in konuşması şöyle:
‘YENİ BİR ENTERNASYONALİZM İHTİYACI TESPİT EDİLDİ’
Kolombiya’nın Bogota kentinde “Abya Yala’dan Kürdistan’a Çiçekleneceğiz, Çünkü Savaş Köklerimizi Yok Edemez’ sloganıyla düzenlenen çok özel ve tarihi bir konferanstayız. Burada yüzlerce kadın hazırız. Bu konferansın hazırlıkları da çok uzun ve zorluydu. Amerika’nın güneyinden direnişçi ve topraklarını savunan kadınların geldiklerini görüyoruz.
Bu tarihi bir an; çünkü Kürdistan’dan da bir heyet geldi. Kadınların böyle günlerde hep birlikte mücadelelerini, geleceklerini inşa ettiğine şahit oluyoruz. Bu konferans da ‘Kadınlar Geleceği Örüyor’ ağı öncülüğünde hazırlandı. Ancak yalnızca bu örgüt değil. Abya Yala’dan da çok sayıda örgüt hem konferansın hazırlık sürecinde hem de program süresince hazır bulundu. Kadınlar birkaç gündür hep birlikte Abya Yala’da yaşadıkları sorunlarını ve çözümleri tartışıyor. Hem atölyeler hem paneller düzenleniyor. Panellerde El Salvador, Haiti, Kolombiya, Venezuela, Şili ve bölge halklarından, tarihin başından bu yana bu toprakları savunan çok sayıda kadın, konuşmacı olarak yer aldı. Herkesin, kadınların mücadelelerini birbirine Kürdistan’daki örükler gibi bağlayabileceği yeni bir enternasyonalizm ihtiyacı tespit ettiğini görüyoruz. Ayrıca Kürt kadın hareketlerinin buradaki kadınlar için de bir ufuk olduğunu görüyoruz. Burada hep birlikte hem tartışıyoruz hem de görüş alışverişinde bulunuyoruz, birbirimizden çok şey öğreniyoruz.
‘DÜNYA KADIN KONFEDERALİZMİNİN İNŞASI İÇİN BÜYÜK BİR ADIM’
Burada tartışılan başlıklardan bazıları militarizm, sömürgecilik, kapitalist modernitenin kadınların yaşamı üzerinde yarattığı ve empoze ettiği sorunlar, ekosistem kıyımı ve buna bağlı olarak kadın cinayetleri özellikle de mücadeleci kadınların katledilmesi oldu. Buradaki konferansta Abya Yala’dan şehitlerimizin ailelerinin de bulunduğunu görüyoruz. 10 yıl önce Honduras’ta paramiliter güçler tarafından katledilen Berta Caceres ve YPJ savaşçısı Legerîn Çiya’nın (Alina Sanchez) da aileleri burada. Yani burada bulunan tüm kadınların örgütlü olduğunu görüyoruz. Abya Yala’da kadınların birlikte mücadele etmesi gerektiğini ve mücadelenin dünyadaki diğer kadın mücadeleleriyle ortaklaştırılması ihtiyacını görüyoruz. Bu da demokratik kadın konfederalizmini inşa etmek isteyen Kürdistanlı kadınların perspektifini yansıtıyor. Bu yüzden de bu konferansın demokratik dünya kadın konfederalizminin inşası için tarihi ve büyük bir adım olduğunu görüyoruz. Abya Yala’da yerelden örgütlenen çok farklı mücadeleler ve toplumsal hareketlerin olduğunu da biliyoruz. Bu yüzden de hem ruhsal hem kültürel anlamda asimilasyon, mücadelede inancın ve umudun rolünün de tartışıldığını görüyoruz.
KONFERANS, ABYA YALA İLE KÜRDİSTAN ARASINDA BİR KÖPRÜ
Buradaki durumun doğa soykırımı, paramiliter güçler, faşizm ve şiddeti özellikle de kadınlara yönelik olarak uygulayan sistem bakımından Kürdistan’a çok benzediğini söyleyebiliriz. Bu nedenle bunların gelecekteki çözümleri için de bazı şeylerin tartışılması gerektiğini görüyoruz. Atölyelerde kadınlar sorunlarını tartışacak ve ardından bunların çözümü ile Abya Yala’da demokratik kadın konfederalizminin inşası için nasıl adımlar atılması gerektiğini değerlendirecek. Bu yüzden herkes çok heyecanlı. Herkes bu konferansın sıradan olmadığını ve dikkat çekici olduğunu görüyor ve bundan güç alıyor.
Özellikle buradan yeni bir faşizme ve ataerkil sisteme karşı mücadele eden Rojavalı kadınlara selam gönderiyoruz. Tam da bu yüzden bu konferansın Abya Yala ile Kürdistan arasında bir köprü olduğunu söyleyebiliriz. Bu tür çalışmaların ve konferansların gelecekte de yapılmasını umuyoruz.”
‘KONFERANSTA DİLLER DE GÖRÜNÜR OLDU’
Zîlan Diyar ise, buluşmanın yalnızca bir konferans değil, farklı mücadelelerin birbirine eklemlendiği tarihsel bir örgütlenme zemini olduğunu vurguladı.
Konferansın “bayağı hareketli” geçtiğini belirten Diyar, devamla şöyle konuştu:
“Farklı deneyimlere sahip çok çeşitli gruplar bir araya gelip bütün sorunları birbirine bağlı şekilde tartışıyorlar. Özellikle kapitalizm, ataerki, devlet ve sömürgecilik arasındaki kalıcı ittifakı herkes kendi açısından nasıl çözümlüyor ve bununla nasıl mücadele ediliyor, bununla ilgili sıkı tartışmalar yaşanıyor.
Aslında bu konferansın biraz öncesine de değinmek gerekiyor bence. Çünkü bu konferansta amaç, bütün hareketlerin kendi deneyimlerinin biricik olmadığını anlamaları ve ortak noktalarının olduğunu bilmeleriydi. Ve bu noktada hazırlıklar da çok önemliydi. Yani bunu kavratmak, bunun gerektirdiği sorumlulukla her hareketin yaklaşmasını sağlamak önemliydi. Ve her hareket, aslında bu konferansta bu ağı örme biçiminin bir parçası oldu. Burası pankartlar, semboller ve bayraklar cenneti haline geldi. Özellikle yine bazı hareketler kendi kültürlerini ya da kendi geleneklerini başka hareketlerin gelenekleriyle ortak noktalarda nasıl buluşturuyor; bunları yaptılar tabii ki.
Konferans sadece resmi panellerde yürütülen tartışmalardan ibaret değil. Herkesin kendi değerlerini buraya getirip aslında başka hareketleri de tanıtmak için farklı materyalleri de kullandığı bir konferans oldu.
Önemli bir diğer detay ise şu: Bu konferansta Kürt Kadın Hareketi olarak uzun süreden beri ilişkili olduğumuz Feministas, Abla Yala, Meksika’da Mujeresla, Seksta, yine Honduras’ta Kopil, Kolombiya’da Krik gibi 50’ye yakın organizasyon var.
Bunların dışında, Haiti gibi ya da Amazonlardaki yerli halklar gibi görünür olmayan ya da farklı unutulmuş ülkelerden birçok yerli halk burada kendi dilleriyle konuştu. Bu, aynen bir zamanlar Kürdistan’da olduğu gibi; çünkü Kürt halkı da bunun çabasını çok harcadı. Bir zamanlar Kürdistan’da olduğu gibi, yalnızca birkaç kelime ve o halkın felsefesini anlatan birkaç cümleyle bu dile hakim olmaya çalışıyorlar.. O açıdan da bu dillerin de kendini görünür kılması, konuşması çok önemliydi.
Özellikle dikkatimi çeken bir nokta; Haiti’de sömürgecilik döneminde hem bedenen hem de toprakları üzerinden köleleştirilen yerli halkların, buna direnmek için Fransızcayı yapıbozuma uğratarak yerli dillerle harmanlanmış yeni bir dil üretmiş olmalarıydı. Temsilci, bu dille konuştu ve buradaki delegelerle bütünleşmek için de konuşmasının devamında İspanyolca devam etti.
Brezilya’da Amazonlar’da direnen yerli halklar da konferansta yer aldı. Özellikle Kanada’da… Çünkü Kanada biliyorsunuz aslında Kuzey Amerika’yla ilgili bir ülke olarak değerlendiriliyor ama Kanada, Amerika’nın sömürgeleştirdiği, tamamıyla buradaki yerli halkların varlığını ortadan kaldırdığı bir toprak parçası.
Abya Yala ya da Amerika’yı aslında bir bütünen kolonyalizmin işgal ettiği bir toprak parçası olarak görüyorlar ve burada yaşayan yerli halkların direnişleri de burada konu edildi. Birçok dil konuşuluyor; belki de yüzlercesi var.
‘YERLİ HALKLARIN DİRENİŞİ BURADA YAŞIYOR’
Sadece Kolombiya’da 115 tane yerli halk yaşıyor ve günlük yaşamda kendi dillerini konuşuyorlar. Yani yerli halkların direnişi burada yaşıyor. Birçok yerli halk temsilcisi, topluluk feminizmi denilen yerli halkların kültürüyle birlikte erkek egemenliğine karşı mücadele eden feminizmle bütünleştirilmesinden, feminizmin onlara kazandırdığı değerlerden de bahsetti. Bu açıdan da önemliydi.
Yine önemli bir detay daha var dikkatimi çeken: Burada, maneviyata çok fazla önem veriliyor. Yerli halkları yaşatan gelenekler ya da birçok ritüelleri var; tıpkı Kürdistan’da olduğu gibi. Özellikle Ekvador’da yerli halklar konfederasyonundan konuşmacının “Bizim ritüellerimiz sadece bir ritüel değil aynı zamanda politik bir duruştur” demesi önemliydi. Aslında bu da Kürdistan’la ortaklaşan bir diğer noktaydı.
Konferansta hoşuma giden bir diğer nokta, çocuklar için de ayrı bir program oluşturulmasıydı. Yaklaşık 20’ye yakın çocuk var ve çocuklarla da ayrı bir program yapılıyor ve konferansın sonuç deklarasyonunda çocukların da deklarasyonu okunacak. Aslında burada çocukların bakımı ya da onlarla iletişim sadece ebeveynlerin değil, bütün konferans delegelerinin görevi olarak görülüyor.
Konferans boyunca Kürt Kadın Hareketi’nin bu topluluğu birleştirici gücüne vurgu yapan birçok konuşma da oldu.
‘BU AĞIN ÖRÜLMESİNDE HER HAREKET KENDİSİNİ SORUMLU GÖRDÜ’
Sonuç itibarıyla daha bu ilk adım. Bu ağın örülmesinde her hareketin kendini sorumlu görmesi, kendisini bu ağın bir parçası olarak görmesi önemli. Çünkü tek bir motif yok. Birbirine eklemlenen farklı motifler var. Birbirine doğru akan farklı hareketler var. Bu açıdan da oldukça dikkat çekiciydi.
‘KONFERANSIN RUHUNU KATLEDİLEN ÜÇ KADIN BELİRLEDİ’
Konferans özellikle Berta Caceres, 2018’de Rojava’da katledilen Alina Sanchez ve Paris’te katledilen Heval Sara’ya (Sakine Cansız) adanmıştı. Çok ilginç bir tesadüf; evrenin bir enerjisi diyelim. Berta Caceres’in kızı bu mücadeleyi sürdürüyor aynı örgüt içerisinde. Özellikle öncü konumunda bir isim.
Üniversite okuduğunda tesadüfen Alina Sanchez’le tanıştığını, Aline Sanchez’in ona Kürdistan’daki mücadeleden çok sık bahsettiğini söyledi. Erkek egemen şiddet politikaları sonucu katledilen bu üç kadının, belki fiziki olarak değil ama bu konferansın ruhunu belirlediğini söyledi. Bu an hepimizi olduğu gibi bütün delegeleri de duygulandırdı.
Bu adım ileride çok güçlü sonuçlar doğuracak…
/Kaynak: ANF/











