Eğitim-Sen Merkez Kadın Sekreteri Urfa ve Maraş’ta iki öğrencinin okullarında sınıf arkadaşlarını ve eğitimcileri hedef alan saldırıları, bu saldırıların altında yatan nedenleri değerlendirdi.
Urfa’nın Siverek ilçesinde bir liseye yönelik ve Maraş’ta bir ortaokulda 13 yaşındaki bir çocuğun gerçekleştirdiği silahlı saldırı, eğitimde şiddet tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Sêwêreg’te 19 yaşındaki bir gencin okula girerek ateş açması, Mereş’te ise daha küçük yaşta bir çocuğun çok sayıda kişinin yaşamını yitirdiği bir saldırı gerçekleştirmesi, bu olayların münferit olup olmadığı sorusunu da beraberinde getirdi. Her iki olay da eğitim politikaları, çocukların korunması ve toplumsal şiddet iklimi bağlamında geniş bir tartışma başlattı.
Saldırının ardından Urfa’da olan Eğitim-Sen Merkez Kadın Sekreteri Simge Yardımcı, bu iki saldırının arkasında uzun süredir uygulanan politikaların bulunduğunu belirtiyor. Simge Yardımcı’ya göre eğitim sistemi, çocuk haklarını ve demokratik değerleri gözetmeyen bir doğrultuda şekillenirken, bu durum gençlerde umutsuzluk, şiddet eğilimi ve geleceksizlik duygusunu derinleştiriyor. Aynı zamanda cezasızlık politikaları ve bireysel silahlanmanın yaygınlaşması da çocukların şiddet araçlarına erişimini kolaylaştırıyor. Simge Yardımcı, çözümün güvenlikçi değil, pedagojik ve toplumsal dönüşümü esas alan bir yaklaşımda olduğunu vurguluyor.
‘İki olay da iktidar politikalarının sonucu’
“Bu iki olay da uzun zamandır yürütülen politikaların bir sonucudur” diyen Simge Yardımcı, “ Bunu ısrarla da ifade etmiş, hem iktidar politikaları hem de Milli Eğitim Bakanlığı açısından, toplumun bir bütününe hâkim kılınan tüm politikaların geleceğinin buradan geçeceğini öngörmüştük” diye devam ediyor.
“Özellikle Yusuf Tekin’in Milli Eğitim Bakanı olmasıyla birlikte, iktidar eğitimi bir ideolojik inşa aracı olarak değerlendirildi” diyen Simge Yardımcı, eğitim politikaları ve eğitim sisteminin içeriği ile gençlerin yaşadığı sorunlar arasında doğrudan bir bağ kuruyor:
Hem müfredata hem de yürüttüğü proje, protokoller ve MESEM uygulamalarına baktığımızda, çocuk haklarını gözetmeyen; demokratik, barışçıl, eşitlikçi bir eğitimi gözetmeyen; aksine tek kimlik, tek kültür üzerinden inşa edilen; cinsiyetçiliğin yaygınlaştırıldığı, çocuk haklarının esas alınmadığı bir eğitim politikasıyla karşı karşıyayız. Ve nitekim çocuklar açısından da şiddet kültürünün geliştiği, cinsiyetçi yaklaşımların arttığı, ayrımcılığın bir biçimiyle derinleştiği bir süreç oldu. Çocuklar bu eğitim sisteminin içinde kendilerini değerli hissetmiyorlar. Kendi haklarıyla var olmuyorlar. Bugün baktığımızda, gençlerde ciddi bir umutsuzluk ve geleceksizlik sorunu var. Dolayısıyla bunların her biri, çocuklar açısından psikolojik olarak da onları etkileyen süreçler; son dönemde değerlendirdiğimizde ise bu olaylarla birlikte gençlerin intihar sayısının arttığını da görüyoruz.”
‘Cezasızlık ve şiddet meşrulaştırılıyor’
Daha geniş bir toplumsal şiddet iklimine dikkat çeken Simge Yardımcı, bunun farklı alanlarda görünür hale geldiğine dikkat çekiyor:
“Yine gençler arasında uyuşturucu ve madde bağımlılığının giderek daha fazla yaygınlaşmaya başladığına tanıklık ediyoruz. Bunların her biri bir sinyaldi. Aynı zamanda toplumda ciddi bir şiddet iklimiyle karşı karşıyayız. Bunu kadına yönelik şiddette de görüyoruz. Çocuklara yönelik istismarlarda da görüyoruz. Bir cezasızlık politikası var. Şiddeti meşrulaştırma söz konusu. Failler cezalandırılmıyor; bunun sonucunda da yaygın şiddetin meşrulaşması söz konusu.”Bu noktada çocukların fail olarak görülmesine karşı çıkarak sorumluluğun sistemsel olduğunun altını çizen Simge Yardımcı, yaşananların daha geniş bir çerçevede ele alınması gerektiğini vurguluyor:
“Ama buradaki çocuklar açısından değerlendirdiğimizde, pek çok kesim açısından çocuklar fail ve çocuğa indirgenen bir sorumlulukla karşı karşıyayız. Ancak burada, Maraş açısından 13 yaşında bir çocuktan bahsediyoruz. Siverek’teki 19 yaşında. Dolayısıyla, bu çocukların daha 13-19 yaşındayken bu hale gelmesinin sorumluluğu bir bütün olarak bu sisteme aittir diyebiliriz. Sorumluluğu çocuklar üzerinden tariflendirmek yerine, doğru bir temelde bu iki olay üzerinden sistemi çok doğru bir temelden inşa etmek, tariflendirmek ve buna göre de yeni bir toplumsal inşa nasıl olmalı kısmını açıklamak gerekiyor. Bu çocuklar, psikolojileri bozuk olduğu için durduk yere bu noktaya gelmediler. Buna sebep olan pek çok faktörü değerlendirmek gerekiyor ki bu şiddet atmosferi kutuplaştırıcı olmasın.”
‘Çocuklar silaha erişebilir hale geldi’
Simge Yardımcı’ya göre şiddetin yaygınlaşmasında siyasette kullanılan kutuplaştırıcı dil ve bireysel silahlanmanın etkisi de azımsanamaz. “Bu nedenle çocukların silaha erişiminin geldiği nokta da kritik bir sorun olarak ortaya çıkıyor” diyen Simge Yardımcı devamında şöyle konuşuyor:
“İktidarın kullandığı bu kutuplaştırıcı dil ve aynı zamanda da uzun süredir devam eden savaş politikaları bir meşruiyet zeminini oluşturuyor. Uzun zamandır bu kutuplaştırıcı siyasetin sonucu bireysel silahlanmayı beraberinde getirdi ve bu bireysel silahlanmanın geldiği noktada artık çocuklar silaha erişebilir hale geldi. Bu çok ciddi bir sorun. Çocukların bu kadar silaha rahat erişebildiği, bir okula girerek öğrencilere ve öğretmenlere çok rahat bir şekilde ateş açabildiği ve sonrasında kendilerinin de intihar ettiği bir süreç, ciddi bir toplumsal çözümleme ve güçlü bir mücadeleyi gerektiriyor.”
‘Milli Eğitim Bakanı istifa etmeli’
Eğitim politikalarının köklü biçimde değiştirilmesi gerektiğini vurgulayan Simge Yardımcı, güvenlikçi yaklaşımlara karşı pedagojik ve demokratik bir eğitim çerçevesine duyulan ihtiyacın altını çizerek, “Bugün yapmamız gereken bazı temel şeyler var. İlki, eğitim politikalarını sorgulamak ve değiştirmek. Öncelikle bu kadar sorunlu durumu yaratan, MESEM’lerde çocukların katledilmesine sebep olan, bugün Siverek ve Maraş’ta yaşadığımız sürecin zeminini hazırlayan Milli Eğitim Bakanı istifa etmeli; eğitim politikaları, eğitim emekçilerinin, öğrencilerin ve velilerin de taleplerini içeren bir biçimde yeniden dizayn edilmeli. Ama bu itirazı söylediğimizde karşımıza çıkan şeylerden biri şu: Güvenlik meselesi. Evet, güvenli okullar yaratılmalı; ama biz Eğitim-Sen olarak özel güvenlik ve polisle sağlanabilecek bir güvenlikten bahsetmiyoruz. Güvenli bir ortamın yaratılması özel güvenlikle sağlanamaz; üniformalı birilerinin okullarda bulunması çocuklar açısından daha büyük pedagojik sorunları beraberinde getirir. Dolayısıyla yüzeysel yaklaşmak, yüzeysel çözümler üretmek yerine esaslı bir çözüm üretmeyi esas almak gerekiyor. Okullarda psikolojik danışman sayısının artırılması, çocukların kendilerini var edebileceği bir eğitim sisteminin inşası, çocukların bu gelecek kaygısı ve umutsuzluktan arınmasını sağlayacak politikaların geliştirilmesi gerekiyor” diyor.
‘Barış dili hâkim olduğunda eğitim dili de barış diline evrilecektir’
Devam eden Kürt meselesinin çözümü ve demokratikleşme sürecine de değinen Simge Yardımcı, barışın ve barış dilinin eğitim ve çocukların geleceği açısından bir gereklilik olduğuna vurgu yapıyor:
“Çünkü demokratik bir toplumda okullar da demokratikleşecektir. Çocukların yaşam biçimleri de değişecektir. Gençlerin yaşam biçimleri de değişecektir. Barış dilinin hâkim olduğu bir ortamda eğitim dili de doğal olarak barış diline evrilecektir. Ve çocuklar açısından burası en temel noktalardan biridir. Çünkü eğitim tüm toplumu ilgilendiriyor.”
Üç günlük ‘Yaşam Nöbeti’ başlıyor
Eğitim-Sen olarak üç gün boyunca Milli Eğitim Bakanlığı önünde “Yaşam Nöbeti” tutacaklarını belirten Simge Yardımcı, bunun bir başlangıç olduğunu ancak mücadelenin toplumun tüm kesimleriyle beraber yürütülmesi gerektinin belirterek ekliyor:
“Bu olayları münferit olarak değerlendirmeden herkes sorumluluğunu yerine getirmeli ki tüm sorumlular hesap verebilsin. Çünkü bu olayların sorumlusu 19 yaşındaki ve 13 yaşındaki çocuklar değil, bu sistemi yaratan düzendir. Kadın katliamlarının arttığı, gençlerin intihara sürüklendiği, gençlerin öldüğü bir ortamda çocukların bu kadar şiddete eğilimli hale geldiği bir noktada, tüm ülkenin geleceği açısından herkesin buraya ilişkin sorumluluk üstlenmesi gerekiyor.”











