Makine ve ekipmanların erkek işçilere göre kurgulandığı işyerlerine kadın işçilerin girmesiyle birlikte kısa sürede ergonomik şikâyetler başta olmak üzere diğer sağlık sorunlarının ortaya çıkmasını sayarak başlayabiliriz. Bunun yanında kadınların ağırlıklı olduğu işyerlerindeki “tehlikesiz” algısı, sık karşılaştığımız durumlardan biri…
Politika üretmek için seçtiğimiz kavramlar hayata nereden baktığımızı gösteriyor. “İş sağlığı ve güvenliği” kavramı occupational health and safety‘nin karşılığı olsa da, bu coğrafyada her yıl binleri bulan iş cinayetlerinde hayatlarımızı kaybederken, emekten yana mücadele yürütenlerimiz için “işçi sağlığı ve iş güvenliği (İSİG)” kavram olarak oturmuş durumda. Bu kavramla amaç, odağa “işçi”yi almak.
Feminist bir perspektiften de bu kavramı alıp, ötesine geçmemiz gerekiyor. Çünkü cinsiyetsiz her tanımın aslında norm olan “erkek” göz önünde bulundurularak kullanıldığını biliyoruz. İşçi sağlığı ve iş güvenliği alanında da sorunlar, riskler ele alınırken cinsiyetlendirilmiş işkollarında çalışan kadınların maruz kaldığı riskler göz ardı ediliyor, meslek hastalıkları dikkate alınmıyor, kimyasal maruziyet limitleri kadınların bedeni/çeşitli sağlık durumları/ihtiyaçları göz önünde bulundurularak belirlenmiyor (bu alanda yavaş da olsa söz kurulmaya başlandı), kişisel koruyucu donanımlar kadınlara uygun olarak tasarlanmıyor/alınmıyor, işyerindeki araçlar ya da malzemeler kadınların ergonomisine göre organize edilmiyor vs. Neyse ki feministlerin, sendikalardaki kadınların gündemleştirmesi ile işçi sağlığı ve iş güvenliğindeki cinsiyet körlüğü az da olsa konuşulmaya başlandı.
Nisan ayında DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş’in İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Dairesi ile Sınıf Araştırmaları Merkezi’nin (BİSAM) hazırladığı “Kişisel Koruyucu Donanım (KKD) Cinsiyet Açığı” raporu kamuoyuyla paylaşıldı. Oldukça erkek egemen bir işkolu olan metal işkolunda kadınların çalışması ve örgütlenmesi oldukça güçken, İSİG konusunda bu yönde bir araştırma yapılmış olması oldukça kıymetli. Biz de hem metal işkolunda kadın işçilerin yaşadığı İSİG sorunlarını hem de bu raporu Birleşik Metal-İş Sendikası uzmanı Nuran Gülenç ile konuştuk.
Kadınların patriyarkal sömürü ve baskıdan bir şekilde istihdama katılabilmesi, burada güvencesiz ve düşük ücretli çalışması, cinsiyetlendirilmiş işkollarına yönlendirilmesi, sendikalaşma önündeki engeller, sendikalaşabildiğinde de buralardaki erkek egemen yaklaşım adım adım mücadele alanlarımız. Bir yandan sendikalarda yönetim ve uzman kadrolarında kadınların olması gerektiğini söylerken de hep altını çizdiğimiz detay, sendikanın politikasına kadın bakış açısıyla müdahale edecek birilerinin olması gerektiği. Bunun sendika çalışmalarına nasıl olumlu yansıdığını görüyoruz. Yaptığınız bu çalışma için de emeklerinize sağlık.
Rapora geçmeden önce, metal işkolunda kadınlar daha çok hangi işlerde çalışıyorlar? İşyerlerinde karşılaştıkları temel sorunları paylaşabilir misin?
Metal işkolu, cinsiyetçi iş bölümünün olduğu sektörlerden biri. Ancak son yıllarda daha önce hiç görmediğimiz alanlarda kadınları da görmek mümkün. Ağırlıklı olarak elektrik ve elektronik sektöründe kadınlar istihdam ediliyor. Bunun yanında kadınların yoğun istihdam edildiği diğer alanları otomotiv sanayi, otomotiv yan sanayi olarak sıralayabiliriz. Aslında ana metal sanayi olarak bilinen demir çelik üretimi, döküm gibi alanların dışındaki tüm alanlarda az da olsa kadın işçi görmek mümkün. Son yıllarda kadınların kaynak operatörü, vinç operatörü, CNC operatörü, forklift kullanımı gibi geçmişte erkek işi olarak bilinen çalışma alanlarına da yavaş yavaş girdiklerini görüyoruz. Bu durum olumlu olarak görülse de, desteklesek de özellikle sağlık ve güvenlik yönü ile olumsuzlukları da beraberinde getiriyor. Bu olumsuzlukların ortadan kaldırılması için çalışma alanlarının kadınlar için uygun hale getirilmesi gerekiyor.
Metal işkolunda özellikle kadın işçilerin maruz kaldığı işçi sağlığı ve iş güvenliği sorunlarından bahsedebilir misin?
Makine ve ekipmanların erkek işçilere göre kurgulandığı işyerlerine kadın işçilerin girmesiyle birlikte kısa sürede ergonomik şikâyetler başta olmak üzere diğer sağlık sorunlarının ortaya çıkmasını sayarak başlayabiliriz. Bunun yanında kadınların ağırlıklı olduğu işyerlerindeki “tehlikesiz” algısı, sık karşılaştığımız durumlardan biri. İşverenlerin bu durumda temel argümanları “kadınlar istemiyor”’ oluyor. Sağlık ve güvenlik önlemleri söz konusu olduğunda risklerin ortadan kaldırılmasının erkeklerin isteğine bırakılması söz konusu değilken, işçiler kadın olunca bu gibi gerekçelerle karşılaşmak mümkün. Tabii ki bu ifadelerin altında, kadınların yaptıkları işlere ilişkin patriyarkal bakış ve patronların maliyetlerden kaçınma isteği yatıyor.
Regl, menopoz dönemlerinde yaşanan sıkıntılar söz konusu. Komisyon olarak üzerinde çalışsak da, tüm temsilci eğitimlerinde başlık olarak gündeme alsak da bu konular kadın işçiler arasında tabu olmaya devam ediyor. Sanırım, bu dönemlerde yaşanan sıkıntıları rahatça konuşmayı normalleştirebilmek için biraz daha zamana ihtiyacımız var.
İşyerlerinde şiddet ve cinsel taciz de kadın işçilerin sağlık ve güvenlik sorunları arasında. Yine erkek ağırlıklı çalışma alanlarında kadın işçilerin maruz kaldığı ayrımcılıkları, psikolojik şiddeti de sağlık ve güvenlik riski olarak sayabiliriz.
Araştırmamıza da konu olan KKD’lerle ilgili sorunlar var. Tabii ki çalışma ortamında işin yürütümü nedeniyle görülebilen diğer riskler de mevcut; havalandırma, iklimlendirme, gürültü vs. Ama kadınların erkek işçilerden ayrı ne dertleri var derseniz bunları sıralayabilirim. Bu alanlar Birleşik Metal-İş Sendikasının hem İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Dairesi hem de Eşitlik Dairesi olarak odaklandığımız konular arasında.
Kayıtlı ve kayıtsız işçiler hesaba katıldığında %12,3 gibi bir sendikalaşma oranı var ve bunun da %9,6’sı toplu iş sözleşmesinden (TİS) faydalanabiliyor. “Erkek işi” olarak adlandırılan metal işkolunda genel sendikalaşma oranı nedir ve kadın çalışan sayısı ile sendikalı kadın oranı nedir?
Çalışma Bakanlığının istatistiklerine göre metal sektöründe yaklaşık 2 milyon işçi var ve bunun %18’i kadın işçi. Sektörde üç sendikanın toplu iş sözleşme yetkisi var. Bunlar Birleşik Metal-İş, Türk Metal ve Özçelik-İş. Bu sendikaların toplam üye sayısı 350 bin ve bu sendikalı işçilerin yüzde 14’ü kadın.
Birleşik Metal-İş’te Kadın Komisyonunuz var, çalışmalarını da takip ediyoruz. Kadın işçilerin sorunlarına ilişkin birçok başlıkta; kreş, emzirme odası, ebeveyn izinleri, eşdeğerde işe eşit ücret, şiddet ve tacizin önlenmesine yönelik çalışmalar yaptığınızı görüyoruz. Bu çalışmalar sendika içinde nasıl örgütleniyor ve TİS süreçlerine nasıl yansıyor?
Kadın işçilerin işyerlerinde yaşadıkları sorunları görünür kılmak, bu sorunların çözülmesi için mücadele etmek Kadın Komisyonumuzun amaçları arasında, bir de kadın temsilini her düzeyde artırmak gibi hedeflerimiz var. Kadın temsili, kadın işçilerin yaşadıkları sorunların gündeme getirilmesi, çözüm süreçlerinin işletilmesi ve kadınların daha rahat iletişim kurması için çok önemli. Merkez Kadın Komisyonu ve Şube Kadın Komisyonları, işyerlerinden gelen kadın işçi ve temsilcilerden oluşuyor. Kadın işçilerin sorunlarıyla ilgili yukarıda sıraladığımız başlıklar gibi birçok başlık komisyonun gündemine geliyor. Sonrasında şube yönetimlerinin ve merkez yönetiminin gündemine taşınıyor. Bu sorunların çözümü için çaba harcanıyor. Kimi başlıklarda kamuoyunun da dikkatini çekmek için basın açıklamaları yoluyla ya da sendikamızın sosyal medya hesapları üzerinden paylaşımlar yapıyoruz.
Yılda iki defa merkezi toplantı yapıyoruz ve şubelerde de en az üç defa toplantı gerçekleştiriliyor. Bunun dışında merkezi ve şubeler düzeyinde kadın komisyonlarının WhatsApp grupları mevcut, sürekli iletişim halindeyiz.
Toplu iş sözleşmesi maddesi haline getirmek istediğimiz başlıkların süreci işyerlerinde oluşturulan TİS komisyonlarında gündeme gelir. Merkez yönetimi TİS maddesi haline getirilecek bir kadın maddesine negatif yönde müdahalesi bugüne kadar olmadı; sadece kadın maddeleri için değil TİS maddelerinin oluşturma sürecine de karışmaz. Toplu iş sözleşmesi teklifini, işyeri TİS komisyonu, şube yönetimi ve toplu sözleşme uzmanı birlikte hazırlar. Kadınların bu kurullarda yer alması önemli. Kadın maddeleri dahil tüm yeni talepleri bu toplantılarda tartışılır. İşverenlerin de özellikle maddi yükümlülük getiren ya da izin gibi taleplere dirençleri söz konusu.
KKD raporunuza geçecek olursak, aslında ilk gözüme çarpan şu oldu: ne yazık ki fabrika, şantiye gibi alanlarda kadınlara uygun KKD’lerin hiç olmadığı örnekler çok fazla; raporunuzda, eksikler olsa da KKD’ye ulaşma oranları nispeten daha iyi görünüyor; anketi sendikalı işçilerle yaptığınızı göz önünde bulundurursak, sendikalı olmanın işyerinde İSİG konusunda daha fazla önlem alınabildiği gibi bir çıkarım yapabilir miyiz?
Tabii ki yapılabilir, yapılmalı. Buna ek olarak Birleşik Metal-İş Sendikasının birçok sendikadan farklı olarak bu alana dönük çalışmalar yapan İSİG Dairesi mevcut. Birçok kanaldan sendikaya ulaşan şikâyetler üzerine veya fabrika denetimlerindeki gözlemlerimizle sorunlara müdahale ettiğimizi, iyileştirme yaptırdığımızı, yaptırmak için mücadele ettiğimizi de göz önünde bulundurmak lazım. Bu alana yönelik bir sendikal politikanızın olması ve sistemli şekilde çalışma yürütülmesi çok önemli.
Daha yaygın kullanılan eldiven, iş ayakkabısı, tulum, gözlüğe karşın daha riskli çalışma alanlarında ihtiyaç olan baret, işitme koruyucu, solunum koruyucu gibi KKD’lerde bir cinsiyet açığı görülüyor. Anket sonuçlarında bazı KKD’lere erişimin olmadığının belirtildiği ya da ciddi cinsiyet açığı olan işyerleri için bir çalışma yapıyor musunuz?
Bu rapor ile bilmediğimiz bir durumu kamuoyu ile paylaşmadık. Çok kez tanık olduğumuz, gözlemlediğimiz, tedbir almaya çalıştığımız bir durumu raporlaştırarak kamuoyu ile paylaştık. KKD’lerin kadınları hesaba katmayan dizaynlarına, üretimine, seçimine ilişkin bir farkındalık geliştirmek gerekiyordu. KKD’lerin dizaynından üretimine, işyerlerinin satın alma tercihlerine kadar bu soruna ilişkin mevcut tabloyu verilerle ortaya koymak, göstermek istedik. Ortada cinsiyet körü bir tedarik zinciri/süreçleri var ve sendika olarak bu tabloyu değiştirmek için mücadele ediyoruz. Tüm kademelerde oluşacak farkındalık işimizi daha da kolaylaştıracak; kadın işçilerin yaşadığı sorunların azalmasına, sağlıklı ve güvenli şekilde çalışmalarına katkı sağlayacak. Bu yönü ile de çalışmamızla ilgili aldığımız olumlu geri bildirimler bizi oldukça mutlu etti. Öte yandan bazı KKD’lere hiç erişiminin olmadığını söyleyenler için çalışma başlattık, bu işyerlerinin temsilcileri ile irtibat halindeyiz.
Anket sonuçlarında uygun KKD’ye ulaşma oranları yüksek görülse de detaylara bakınca cinsiyetçi uygulamalar göze çarpıyor. Örneğin iş kıyafetinde beden/numara çeşitliliği yeterli mi sorusuna “kısmen, hayır, bilmiyorum” yanıtlarına baktığımızda kadınların %30’a yakın uygun KKD giyemediğini söyleyebiliriz. Ya da “kadınlarda belirgin biçimde yüksek olan sorunlar” da genellikle erkek bedeni düşünülerek alınmış KKD’ler. Çalışma sonuçlarını bizim için siz de yorumlar mısınız?
KKD’ye erişim yüksek çıkar; çünkü işyerleri mevzuat gereği temel ekipmanı sağlıyorlar ve bu konuda sendikanın varlığı da önemli bir etken. Ancak sağlanan ekipmanların/ iş kıyafetlerinin standart olarak kabul edilen erkek bedenine göre tasarlanmış olmaları kadınlar için ya büyük ya dengesiz ya da ergonomik olmayan bir durum ortaya çıkarıyor. Ancak kadın işçilerin en çok karşılaştığı “standart bu” ya da “unisex bunlar” gibi söylemler, tersinden kadın işçilere “standart dışı olan sizsiniz”i yüklüyor; bunun da kadın işçileri “kısmen, bilmiyorum” yanıtına yönelttiğini düşünüyorum. Özellikle kıyafetlerde büyük beden, ayak tarak genişliği, eldiven parmak uzunluğu, geniş omuz, dar gövde gibi şikâyetlerin kadın işçilerde daha fazla olması, kadın bedeninin dikkate alınmadığını, çeşitliliğin olmadığını ve kadın işçiler başta olmak üzere işçilere çeşitli seçenekler arasından seçme hakkının verilmediğini gösteriyor. Halbuki işçilerin bedenlerine en uygun malzemeyi seçme hakkını kullanabilecekleri kadar çok çeşitlilik sunulmalı.
İşçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinde cinsiyetçi uygulamalara karşı politika önerileriniz ve yapmayı planladığınız çalışmaları paylaşır mısınız?
Öncelikli hedeflerimizden biri, her kademede kadın temsiliyetini artırmak ve kadın işçiler başta olmak üzere tüm işçilerde toplumsal cinsiyet farkındalığını yükseltmek. KKD’lerin seçimleri başta olmak üzere sağlık ve güvenlik önlemlerine ilişkin kadın işçilerin görüşlerine başvurulmasını, süreçlere onların dahil edilmesini sağlamak. Kadın işçilerin olduğu hemen her işyerinde kadın temsilcimiz bulunuyor. Olmayan az sayıda işyeri mevcut. Bu da önemli bir gelişme, bunu da Sendikanın yürüttüğü kadın çalışmasına borçluyuz.
Bizim için bu araştırmanın önemli bir sonucu da şu oldu: yaklaşık 25 bin üyesi olan bir örgütün bütününe baktığımızda işçilerle sağlık ve güvenlik anlamında temasımızda eksikliklerin olduğunu gördük. Üyelerin sendikanın etkisine, süreçlere müdahale edebilme kapasitesine ilişkin bilgi eksikliklerini gidermek için çaba harcamalıyız. Bunun için de işyeri sendika temsilcilerinin, özellikle İSİG kurullarında görev yapan temsilcilerin işçilerle temasını artırması, sağlık ve güvenlik alanına ilişkin iletişimlerini güçlendirmesi gerekiyor. Yine toplumsal cinsiyet farkındalığı çalışmalarını sürdürmemiz gerekiyor.
Bu sonuçlar Kadın Komisyonumuz ve kadın temsilcilerle de paylaşıldı. Bu çalışmanın oluşturduğu farkındalıkla birlikte üyelerimizden gelen şikâyetlerin artık başka bir gözle değerlendirileceğini düşünüyorum.











