Meclis’e getirilen yargı paketlerinin bir gelenek haline getirildiğini belirten Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, “Mücadele edenler her zaman kazanır, biz de mücadele etmekten asla geri durmayacağız” dedi.
Son yıllarda iktidarın kadın kazanımlarına dönük saldırıları yargı paketleriyle sürüyor. 12. Yargı Paketi ile nafaka hakkı ve aile hukukunu değiştirilmesi hedefleniyor. Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, tepkiler üzerine içeriği daraltılarak Meclis’e sunulan paketi, geçmiş yargı paketlerinin yarattığı tahribatı ve kadın hareketinin yükselttiği mücadeleye ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Ülkede yargı paketleriyle yönetme ve karar alma mekanizmasının kalıcı bir yöntem haline getirildiğini belirten Çiğdem Göksoy, bu paketlerin doğrudan kadınların, LGBT+’ların ve çocukların haklarını geriye götürmeyi hedeflediğini söyledi. Çiğdem Göksoy, “Bir önceki 11’inci Yargı Paketi’nde de kadınların kazanılmış haklarını geriye götüren düzenlemeler vardı. Adli suçluların, kadına yönelik şiddet ve cinayet faillerinin salıverilmesinin önü açıldı. Bu paketin yürürlüğe girmesinin hemen ardından, cezaevinden çıkan erkekler yarım bıraktıkları işleri tamamlamak üzere kadınları katletti. Bugün 12’nci Yargı Paketi ile de kadın kazanımları benzer bir müdahaleyle karşı karşıyadır” dedi.
‘KADINLAR ŞİDDETE MAHKUM EDİLİYOR’
Medya ve iktidar eliyle üretilen “bir gün evli kalıp ömür boyu nafaka alıyorlar” söyleminin büyük bir manipülasyon olduğunu ifade eden Çiğdem Göksoy, Medeni Kanun’un 175’inci maddesinin net olduğunu hatırlattı. Nafakanın cinsiyete değil, yoksulluk derecesine göre belirlendiğini vurgulayan Çiğdem Göksoy, ekonomik krizin ve yoksulluğun yükünü en çok kadınların sırtladığını ifade ederek, “Yaratılan algı ve manipülasyonlarla kadınların yaşamlarına müdahale ediliyor. Nafaka hakkının gasp edilmeye çalışılması, ekonomik kriz kıskacındaki kadınların yeniden şiddet döngüsüne dönmesine, hatta hayattan koparılmasına zemin hazırlıyor. Kadın yaşamı yargı paketlerine sığdırılmaya, kazanımları yok edilmeye çalışılıyor” diye belirtti.
‘KARŞIMIZDA ORGANİZE VE İDEOLOJİK BİR SİSTEM VAR’
Yaşanan hak gasplarını ve gerilemeyi “ideolojik bir sorun” olarak tanımlayan Çiğdem Göksoy, eğitim, sağlık ve adalet sisteminin cemaat yapısı ile ataerkil zihniyete teslim edilmek istendiğini söyledi. Çiğdem Göksoy, tarikat ve cemaatlerin yargı sistemiyle bütünleştirilmeye çalışılmasının ağır faturasını kadınlar ve çocukların ödediğini belirterek, “6 yaşındaki bir çocuğun istismarı ve evlendirilmesi vakası, din kisvesi altında meşrulaştırılmaya çalışılıyor. Bu cesaret erkek devletten ve erkek yargı sisteminden alınıyor. Cezaevinden çıkan faillerin şaşalı törenlerle karşılanması, arkalarındaki bu organize gücü gösteriyor. Bu bir sistem, algı ve ideoloji sorunudur. Erkek adalet sistemi, gerici ve feodal yapılarla beslenerek aile sistemi içerisinde bireyi yok etmeyi amaçlıyor” ifadelerini kullandı.
‘MÜCADELE EDENLER HER ZAMAN KAZANIR’
Tüm baskı, hedef gösterme ve engellemelere rağmen kadın hareketinin geri adım atmayacağının altını çizen Çiğdem Göksoy, kadınların tarih boyunca büyük bedeller ödeyerek haklarını kazandığını söyledi. Dayanışmanın gücüne vurgu yapan Çiğdem Göksoy, şöyle devam etti: “Kadın mücadelesi, zihinsel değişimi ve dönüşümü her dönem var eden, dayanışmayla büyüyen bir harekettir. Bizler hem yerelde hem de küresel çapta büyük bir kadın hareketinin parçasıyız. Dayanışmanın ve mücadelenin ortaklaştığı her yerde kazanım kaçınılmazdır. Bizim için esas olan; kadınların yaşamını, özgürlüğünü ve haklarını alanlarda savunmaktır. Mücadele edenler her zaman kazanır, biz de mücadele etmekten asla geri durmayacağız.”











