Hem Türkiye’de hem de diğer ülkelerde erkek egemen zihniyete karşı kadınların barışta büyük rol üstlendiğini ifade eden TJA aktivisti İdil Uğurlu, “Kadınlar barış sürecinin temel öznesidir” dedi.
ANF’ye konuşan Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivisti İdil Uğurlu, “Kadınlar hem Türkiye’de hem diğer ülkelerde savaşa karşı duruş sergileyen ve aynı zamanda da barışı inşa etmeye çalışan en aktif kesimdir diyebiliriz.
Türkiye’de son altı ayda değil, belki de yüzyıldır kadınların barışın inşa edilmesindeki rolü büyük. Kadınlar, her alanda çatışmalı süreçlerin son bulması için mücadele etti ve çağrıda bulundu.
Geçtiğimiz aylarda Sayın Abdullah Öcalan’ın hem kadınlara hem de gençlere bir mesajı olmuştu. Bu mesaj üzerine süreç daha da hareketlendi. Devam eden çatışmalı sürecin bedelini en fazla ödeyen kadınlardı. Bu yüzden bedeli kim çok ödüyorsa, barışı da o daha çok dinlendirecek ve talep edecektir. Bir anlamda kadınlar, önümüzdeki sürecin öznesidir diyebiliriz” diye belirtti.
ÖRGÜTLENME VE EŞİT YAŞAM VURGUSU
Erkek egemen zihniyetin yarattığı zorluklardan kaynaklı kadınların yaşam alanının daraldığına işaret eden İdil Uğurlu, “Ekonomik sorunların arttığı dönemlerde ilk işten çıkarılanlar kadınlar oluyor. Savaşlarda kadın bedeni işgal alanı olarak tarif edilir ve kadın bedenlerine bir yönelim olur.
Özellikle Türkiye’de İstanbul Sözleşmesi’nden bir geri çekilme oldu. Bu sözleşme, kadınların büyük zorluklarla kabul ettirdiği bir sözleşmeydi. Her gün baktığımızda bir kadın arkadaşımız katlediliyor. Kadın ve çocuklar tecavüze uğrayıp katlediliyor. Hükümet, kadınların kaç çocuk doğuracağına karar verecek aşamaya geliyor. Narin Güran cinayetini hepimiz biliyoruz. Bir köy suskunluğa büründü. Artık sadece kadınlar değil, küçük çocuklar da bundan olumsuz yönde nasibini alıyor.
Erkek şiddeti zaman ve mekân sınırı tanımıyor. Bütün bu zorluklara karşı kadınların örgütlenmesi lazım. Ayrıca kadın özgürlükçü paradigmayı büyütmek gerekiyor. Kadını önceleyen, kadının sorunlarını gören bir yerde durmak gerekiyor. Kadının eşitliğini önceleyen bir felsefeyle hareket edilir ve yaşamın tüm alanlarında bu uygulanırsa, doğal olarak erkek egemen zihniyet gerileyecektir” dedi.
‘DEMOKRATİK TOPLUM BİZLER İÇİN BİR ALTERNATİF’
Artan ataerkil zihniyete karşı demokratik toplumun bir alternatif olduğunu vurgulayan İdil Uğurlu, “Devleti yürüten hükümet, erkeklerden oluşan bir hükümet. Çok az sayıda kadın var. O yüzden sürece dair sözü de erkekler söylüyor. Erkek devlet aklında konuşan akıl, erkek aklı oluyor. Karşı taraftaki muhatapların çoğu da kadın.
Sürece ilişkin kurulan komisyonda verilen temsillere baktığımızda çoğu erkek. DEM Parti, kadın eşitliğini sağladı. Doğal olarak erkekler kendi bakış açılarıyla bakacak ve binlerce yıldır devam eden zihniyetleriyle konuşacaktır. Çözüm isteyen diğer tarafta ise kadın aklı var. Bu süreçte tüm partilerdeki kadınların söz sahibi olması gerekiyor. Kadınlar sesini yükseltmeli; ne kadar yoğun katılım sağlarlarsa süreç de o ölçüde onların lehine sonuçlanacaktır” diye vurguladı.










