Tiyatro oyuncusu ve şair Sima Enbai Ferimani’nin 16 Mart 2026’da gözaltına alındığı, Meşhed Vekilabad Cezaevi’nde tutulduğu ve aile ile avukat görüşünden mahrum bırakıldığı bildirildi…
İran’ın Feryman kentinden 34 yaşındaki tiyatro oyuncusu ve şair Sima Enbai Ferimani’nin gözaltına alınmasının üzerinden yaklaşık bir ay geçmesine rağmen durumuna ilişkin belirsizlik sürüyor. Yayımlanan raporlara göre Sima Enbai Ferimani, 16 Mart 2026 Pazartesi günü gözaltına alındı ve şu anda Meşhed Merkez Cezaevi’nin (Vekilabad) 6’ncı koğuşunda tutuluyor.
Kaynaklara göre Sima Enbai Ferimani, gözaltına alındığı tarihten bu yana telefon görüşmesi ve aile ziyareti hakkından mahrum bırakıldı. Tutulduğu yerde yoğun güvenlik önlemlerinin uygulandığı, bu durumun da sağlık ve psikolojik durumuna ilişkin kaygıları artırdığı belirtildi.
Adil yargılanma ilkesi ihlal ediliyor
Sanatçı hakkında “İsrail ile bağlantı”, “ülke güvenliğine karşı toplanma ve komplo” ile “eski ve mevcut lidere hakaret” suçlamalarının yöneltildiği aktarıldı. Ancak yakınları, yargı sürecinin ciddi belirsizlikler içerdiğini ve suçlamalara ilişkin somut delillerin kamuoyuyla paylaşılmadığını ifade etti.
Ailenin tekrarlanan başvurularına rağmen yargı makamları ve cezaevi yönetiminin dosyanın durumu hakkında net bilgi vermediği, ayrıca avukata erişim hakkının da tanınmadığı kaydedildi. Bu durumun adil yargılanma ilkeleriyle çeliştiği vurgulandı.
Aile ve avukat görüşlerinin engelleniyor
Sanatçının belirsizlik içinde tutulmaya devam edilmesi, gözaltı merkezleri ve cezaevlerindeki koşullara ilişkin endişelerin arttığı bir döneme denk geliyor. İnsan hakları savunucuları, tutukluların sağlık hizmetlerine erişiminin kısıtlanması, aile ve avukat görüşlerinin engellenmesi ile güvenlik baskılarının artması konusunda uyarılarda bulunuyor.
Bu dosyanın, son dönemde artan gözaltılar, zorla kaybetmeler ve güvenlik uygulamalarının sertleştiğine ilişkin raporların yayımlandığı daha geniş bir çerçevede değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor. İnsan hakları örgütleri, tutukluların uygun olmayan koşullarda tutulması, temel haklardan mahrum bırakılması ve yargısal belirsizliklerin ciddi bir insan hakları sorunu haline geldiğine dikkat çekiyor.











