Feminist yazar Virginia Woolf’un başyapıtı Mrs.Dalloway’dan yola çıkılarak yazılmış kitabın, sinemaya uyarlanmış hali “Saatler / The Hours”, bir yazar, bir okuyucu ve bir karakter üzerine kurulan bir film. Film, düşük bir bütçe ile çekilmesine rağmen büyük başarı kazandı.

Başrollerini Nicole Kidman, Julianne Moore ve Merly Streep paylaştığı filmin yönetmeni Stephen David Daldry.

Filmde, birinci kadın, Virginia Woolf (Nicole Kidman), Londra’da bir yandan depresyonla savaşırken, bir yandan da ilk romanı olan “Mrs. Dalloway”i yazıyor. Bundan 20 yıl kadar sonra, 2’nci Dünya Savaşı’nın sonunda Los Angeles’ta yaşayan bir ev kadını olan Laura Brown (Julianne Moore), Mrs. Dalloway’i okuyor ve içindeki özgür ve devrimci kadın uyanıyor, aldığı ilhamla yaşamında büyük bir değişiklik yapıyor. Ve günümüz New York’unda yaşayan, Woolf’un Mrs. Dalloway’inin modern bir versiyonunu olan Clarissa Vaughan’ın (Meryl Streep), kendisiyle eski sevgilisi Richard için sonun ne olacağını tahmin etmeye çalışıyor. Film, bu üç kadının hikayesini bir araya getiriyor.

Film, her kadının bir diğerine bir zincirin halkaları gibi ekli olduğunu güçlü bir anlatıyla ortaya koyarken, değişimin de kaçınılmaz olduğunu gösteriyor. Saatler / The Hours, üç kadını da akıp giden saatlerin kaynaştığı çizgide bir araya getiriyor.

Virginia bir sanatçı olarak kitleleri bunalıma sürükleyen bir dünya savaşının ardından, Laura kendisine toplum tarafından tahsis edilmiş küçük evinin penceresinden ve Clarissa’da bir modern kadın figürünün içinden birbirini aynalayan sancılara ışık tutarlar.

Farklı zamanlarda ve coğrafyalara kabul edilen doğrular kimi noktalarda birbirlerini tekrarlar. Bu noktada Saatler, üç kadının farklı ama ayanı hikayesine odaklanıyor. Film, Virginia’nın sesinden şu sözle bitiyor; “Aramızda hep yıllar var. Hep yıllar, hep aşk, hep saatler…”