Mütterkaravane Annelerinden Tanja: Savaşa değil, barışa odaklanmalıyız

Dünyada ve Avrupa’da kadın hakları mücadelesini büyütmek, savaşa, militarizme ve silahlanmaya karşı barışın sesini yükseltmek amacıyla yola çıkan Mütterkaravane Annelerinden Tanja, “Savaşa değil, barışa odaklanmalıyız” dedi.

Almanya’da yaşayan farklı halklardan kadınların ve annelerin, Rojava kadın devrimiyle dayanışmayı büyütmek ve barış talebini görünür kılmak amacıyla organize ettiği karavan, iki koldan ilerleyerek Berlin’e ulaştı. 13 Haziran’da Heilbronn ve Hamburg’dan eş zamanlı olarak yola çıkan iki ayrı kol, bir hafta boyunca Almanya kentlerini gezdi.

Eylemin aktif katılımcılarından Lübeckli iki çocuk annesi Tanja, yaşamını neden tamamen siyasi çalışmalara adadığını ve Anneler Karavanı’nın anlamını ANF’ye anlattı.

‘KÜRT ÖZGÜRLÜK HAREKETİ VE ROJAVA DEVRİMİ İLHAM KAYNAĞIM OLDU’

Kendinizi kısaca tanıtır mısınız? Hayatınızdaki hangi dönüm noktaları sizi bugün kadın mücadelesinde bulunduğunuz bu noktaya getirdi?

Adım Tanja, Lübeckliyim. İki çocuk annesiyim. Artık profesyonel olarak bir işte çalışmıyorum; hayatımı tamamen siyasi çalışmalara ve kadın mücadelesine adadım. Aslında çok erken yaşlardan itibaren, hayatım boyunca kadın hakları için mücadele ettim. Geçmişte diğer kadınlarla birlikte bir kadın sığınma evi ve kadın danışma merkezi kurduk. Kadınların özgürleşmesi ve özellikle şiddete maruz kalan kadınların desteklenmesi, benim için her zaman çok önemli bir mesele ve kalpten bağlı olduğum bir amaç oldu.

Yıllar içinde kızım vesilesiyle Kürt Özgürlük Hareketi ile tanıştım ve ondan çok büyük bir ilham aldım. Çünkü Rojava’da ve Hareket’in genelinde kadın devrimi ile kadının özgürleşmesi sadece bir söylem değil; temel bir ilke, bir yaşam biçimi. Bu fikir beni çok derinden etkiledi ve bana hitap etti.

Avrupa’da da bu mücadeleyi sürdürmeyi son derece önemli görüyorum; çünkü buralarda da kadınlar hâlâ ataerkil ve yapısal bir baskı altında, özgürce yaşayamıyorlar.

‘ANNELER OLARAK SADECE HAYAT VERMİYOR, ORTAK YAŞAMI DA SAVUNUYORUZ’

Bir kadın ve bir anne olarak, bu uzun yolculuğa ve karavana katılma kararı sizi nasıl etkiledi?

Bir kadın ve anne olarak ben yaşamı var etmeyi, hayat vermeyi savunuyorum. Belirttiğim gibi iki çocuğum var; yaşamak aynı zamanda ortaklaşmayı, toplumsal ve barışçıl bir arada yaşamı ifade eder.

Bu karavan benim için çift yönlü bir öneme sahip. Bir yandan Rojava’da şu an işgal tehditleri ve saldırılar altında yaşanan duruma, oradaki kadınların direnişine dikkat çekme vesilesiyken; diğer yandan da Avrupa’da barış, toplumsallık ve ortak yaşam için ayağa kalkmak isteyen diğer annelerle omuz omuza gelme, bağ kurma imkanı sunuyor.

‘SAVAŞ HAZIRLIĞINA DEĞİL, BARIŞ İNŞASINA ODAKLANMALIYIZ’

Bu eylemin sonunda insanlara, özellikle Avrupa kamuoyuna nasıl bir mesaj vermek istersiniz

Vermek istediğim en temel mesaj şu: Burada, Avrupa’da yaşayan insanların dünya genelinde kadın haklarının güçlendirilmesine gerçekten değer vermesi ve bunu sahiplenmesi gerekiyor. Bugün egemen siyaset sürekli savaşı körüklüyor. Bizlerin ise savaş hazırlıklarına ve militarizme karşı barışa ve barışın inşasına odaklanması, bunun için sesini yükseltmesi ve mücadele etmesi şart.

Hangi etnik kökene veya hangi dine mensup olursa olsun, tüm halklar ve insanlar bir arada, eşit ve barış içinde yaşayabilmelidir. Karavanımızın en büyük iddiası budur.

Son olarak, bu yürüyüşün ruhunu özetleyen bir sloganla bitirmek isterseniz ne dersiniz?

Jin, Jiyan, Azadî! (Kadın, Yaşam, Özgürlük!)

/ANF/

Öne Çıkanlar