HTŞ’li çetelerin kadınların eşit temsiline dayalı yaşam modelini hedef almasının tesadüf olmadığını belirten Barışa İhtiyacım Var aktivisti Roza Kahya, “İslamcı ve cihatçı zihniyetin ilk hedefi her zaman kadınlar olmuştur” dedi.
Ateşkes açıklamalarına rağmen saldırıların sürdüğü Kuzey ve Doğu Suriye’de, özellikle Kobanê’de ciddi bir insani kriz riski yaşanıyor. Kobanê’nin güneyindeki köylerde ve Hesekê’de çetelerin saldırıları nedeniyle göç etmek zorunda kalan aileler hedef alınırken, son üç günde Kobanê ve Reqa’da iki Kürt aileden aralarında çocukların da bulunduğu on bir kişi katledildi, dört kadın ise kaçırıldı. Halep’in iki mahallesinde kaçırılan ya da esir alınan kadınlardan hala haber alınamıyor. Yayınlanan son görüntülerde ise yaşamını yitiren kadın ve erkek savaşçıların bedenlerine işkence yapıldığı görülüyor. Kadın ve çocuklara yönelik bu savaş suçları karşısında uluslararası kurumların sessizliği ise sürüyor.
Suriye geçiş hükümetine bağlı HTŞ’li çetelerin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılarına ve kadın bedenine yönelik işlenen savaş suçlarına ilişkin konuşan Barışa İhtiyacım Var Kadın insiyatifi (BİV) aktivisti Roza Kahya, HTŞ ve bağlı cihatçı yapıların kadın bedenini hedef alan politikalar yürüttüğünü belirterek, Rojava direnişinin dünyaya anlatılmaya devam edileceğini vurguladı.
‘HTŞ, SURİYE’DE DEMOKRATİK BİR DÜZEN KURAMAZ’
HTŞ’nin halkın seçtiği bir rejim olmadığını, emperyalist ittifaklar tarafından Suriye’de yönetime getirildiğini hatırlatan Roza Kahya, şunları söyledi:
“HTŞ olarak adlandırılan bu yapı, 2011’li yıllarda örgütlenmeye başladı ve Ezidî halkına yönelik soykırımla birlikte IŞİD yapılanmasının bir devamcısı olduğunu gösterdi. Esad’ın devrilmesinin ardından yönetime getirilen Colani adlı kişi de bir IŞİD militanıdır. Bu nedenle, HTŞ’nin Suriye’de demokratik ve halkların özgürce yaşayabileceği bir düzen kuramayacağını en başından beri dile getiriyoruz.
IŞİD’in bu topraklarda kadınlara, çocuklara ve halklara neler yaşattığını hepimiz biliyoruz. Türkiye’de de bunun sonuçlarını yaşadık; bombalı saldırılarla, katliamlarla karşılaştık. Bugün hâlâ hücreler aracılığıyla varlığını sürdürdüğünü biliyoruz.”
‘SINIRIN BİR YANINDA SAVAŞ, BİR YANINDA BARIŞ OLMAZ’
Filistin için sokağa çıktıkları gibi, katliamla yüz yüze kalan Alevi, Dürzi ve Kürt kadınları için de aynı şekilde alanda olduklarını ifade eden Roza Kahya, Halep’in ardından Kürt halkının hedef alınacağını öngördüklerini belirtti. Bunun nedeninin ise Rojava’da hayata geçirilen komünal ve demokratik yönetim modeli olduğunun altını çizdi.
“Kadınlar yönetimde ve öz savunmada eşit biçimde yer alıyor. Bu durum hem HTŞ ideolojisine hem de emperyalist güçlerin anlayışına tamamen aykırıdır” diyen Roza Kahya, Türkiye’nin bu süreçte yürüttüğü poltikaya da tepki gösterdi.
Roza Kahya, “Türkiye bir yandan barış süreci yürüttüğünü söylerken, diğer yandan sınırın ötesinde HTŞ’nin Kürtlere yönelik saldırılarını destekleyebiliyor. Bunu daha önce çözüm sürecinde, Kobane ve Êfrin’de de yaşadık. Sınırın bu tarafında barış söylemi sürerken, diğer tarafta Kürtlerin katledilmesine destek olmak barış değildir” diye konuştu.
‘İŞİD ZİHNİYETİ DEVAM EDİYOR’
Saldırılarda kadın bedenine yönelik işlenen suçlara dikkat çeken Roza Kahya, şu ifadeleri kullandı:
“Kadınlar olarak biliyoruz ki ‘kadınların bedeni savaş meydanı değildir.’ Savaşın tüm yükü kadınların omuzlarına biner: Şiddet, yoksulluk, göç, bakım emeği… Bu nedenle, Türkiye’de yürütülen bir barış sürecinin sahici olabilmesi için Suriye’de Kürtlerin katledilmesine destek verilmemesi gerekir. Biz kadınlar, HTŞ rejiminin Suriye’nin yönetimi olmasını kabul etmiyoruz. IŞİD devamcılarının orada yönetici olmasına rıza göstermiyoruz. Kadınların çatıdan atıldığı, saçlarının kesildiği, kafalarının kesildiğine dair anlatımlar bize on iki yıl öncesini hatırlatıyor. Aynı zihniyetin devam ettiğini çok iyi biliyoruz.”
‘HER ŞEYE RAĞMEN ORADAKİ DİRENİŞ BİZE GÜÇ VERİYOR’
Türkiyeli feministler olarak kadın dayanışmasını büyütüp, Rojava’daki kadınların mücadelesi ve direnişini her alanda duyurmaya devam edeceklerini vurgulayan Roza Kahya, son olarak şunları söyledi:
“Her şeye rağmen oradaki direniş bize güç veriyor. On iki yıl önce ‘Kobanê düştü, düşecek’ denmişti ama düşmedi. Bugün de aynı ruhun var olduğunu biliyoruz. Rojava özgürleşmezse Türkiye de özgürleşemez. HTŞ’yi desteklemek, Suriye’de katliam ve Türkiye’de yeni bombalar demektir.
Bu yüzden Rojava’daki demokratik, eş yönetim modelini çok değerli buluyoruz ve her yerde sesimizi yükseltiyoruz. Kadınların eşit temsiline dayalı bu yaşam modelinin hedef alınması tesadüf değildir. İslamcı ve cihatçı zihniyetin ilk hedefi her zaman kadınlar olmuştur.”
/ANF/











