Şengal’de düzenlenen “Soykırım ve Demokratik Entegrasyon Konferansı”na katılanlar, fermana karşı sessiz kalmayacaklarını vurgulayarak, soykırımın tanınması için Êzidî toplumuna birlik çağrısında bulundu.
Şengal’de, 15 Temmuz’da Geliyê Kersê’de “Soykırım ve Demokratik Entegrasyon Konferansı” düzenlendi. Konferansa Şengal dışından Silêmanî, Mexmûr, Musul, Bağdat, Kerkük, Hewlêr ve Duhok’tan birçok aydın, din insanı, aşiret reisi, siyasetçi, gazeteci ve aktivist katıldı.
Konferansa katılan kadınlar, konferansın amacına ilişkin değerlendirme yaptı.
‘Êzidî toplumuyla acılarımız birdir’
Konferansa Kerkük’ten katılan Feyli Kürtler Ülkesi Derneği Sorumlusu Sediye Farok Mûsam, Êzidî halkı gibi kendilerinin de birçok acı ve zulüm yaşadığını belirtti. Sediye Farok Mûsam şöyle dedi: “22 bin gencimiz katledildi ve akıbetleri hala belirsiz. Başımıza gelenler ile Êzidî halkının başına gelenler aynıdır. Bu temelde konferansa katıldım, çünkü acımız birdir. En önemli konulardan biri de kadınların kaçırılması, taciz edilmesi ve satılmasıdır.”
Sediye Farok Mûsam, Kürt halkına karşı uygulanan zulüm ve haksızlığa dikkat çekerek şöyle devam etti: “Kürt halkına anlatılamaz bir zulüm ve baskı uygulandı ve hala aynı politikayı yürütmek istiyorlar. Her yönden Kürtleri yok etmek ve soykırım yapmak istiyorlar. Ancak amaçlarına ulaşamayacaklar; Kürtler hiçbir şekilde yok olmayacak. Bize yaptıkları şeyleri şimdi Şengal’de yapıyorlar; sadece Kürt oldukları ve inançları nedeniyle hedef aldılar. Bu durum tarihe yazılmalı ki yeni nesiller okusun, dillerini asla unutmasın ve Kürtlüklerinden vazgeçmesin. Soykırım gerçeğinin tanınması ve Êzidî toplumunun haklarının elde edilmesi gerekiyor. Êzidilik inancı her zaman var olacak ve var olmaya devam edecek.”
‘Hesap soracağız’
Dayê Kinê Xidir konuşmasına başlamadan önce konferansın Êzidî halkına hayırlı olmasını diledi ve şöyle dedi:
“Êzidîlere karşı soykırım, katliam ve ferman üzerine bir konferans düzenlendi. Dünya ülkeleri Êzidîlerin başına gelenlere karşı sessiz kaldı ama biz sessiz kalmayacağız. Bizler düşmandan hesap soracağız diyoruz.”
Dayê Kinê ferman ve soykırım gerçeğine dikkat çekerek şöyle devam etti: “Büyük küçük dinlemeden Êzidî toplumuna karşı bir ferman uygulandı. Bunu unutmayacağız. 74. fermanın yıl dönümü yaklaşıyor, biz bu günü ‘kara gün’ olarak adlandırıyoruz. Tawisê Melek’ten diliyoruz ki bu kara gün düşmana en karanlık gece olsun ve güneş bir daha üstüne doğmasın. 7’den 70’e tüm Êzidîler el ele verip kardeşlik ve birlik içinde birliğimizi kuralım ki Êzidî toplumuna karşı işlenen soykırım ve katliamı tüm dünyada kabul ettirebilelim.”
Ayrıca toplu mezarlar ve kayıpların durumuna dikkat çeken Dayê Kinê şöyle konuştu: “12 yıldır çocuklarımızın kemikleri o çöllerde yatıyor. Bugün toplu mezarlar zarar görüyor ve şehitlerimizin kemikleri yok oluyor. Haklarımızı talep edeceğiz ve mücadelemizi sürdüreceğiz. Kendimiz yapmazsak kimse bizim için bir şey yapmaz. Tüm Êzidîler el ele vermeli Êzidî kadınlara sahip çıkmalı. Irak hükümeti durumumuzu hiçbir şekilde göz önünde bulundurmuyor. 12 yıl geçti, hiçbir hukuk ve adalet görmedik. Onlar fermanın hesabını verecek. Kızlarımıza tecavüz eden ve onları satanlardan hesap soracağız.”
Dayê Kinê Xidir, Irak hükümetinin kimliklerini kabul etmediğini belirterek Irak’ta gerçek bir hükümetin olmadığını, mevcut olanın da yolsuzluk içinde olduğunu söyledi ve şöyle devam etti: “Her inanç gibi biz de var olmak ve kendi topraklarımızda haklarımızı elde etmek istiyoruz. Tek talebimiz var; o da herkes gibi var olmaktır. Çocuklarımız 12 yıldır silah almış topraklarımızı koruyor ama hala kabul edilmiyoruz. Çünkü Êzidîyiz, bizi kabul etmiyorlar. Ama davamızdan asla vazgeçmeyeceğiz. ‘Şengal bizim’ diyorlar. Şengal kimsenin değil; Şengal şehitlerin, şehit ailelerinin ve Êzidîlerindir.”
Dayê Kinê konuşmasının sonunda Êzidî halkına birlik çağrısı yaparak şöyle dedi: “Eğer Êzidîler bir olur ve sessiz kalmazsak haklarımızı elde eder ve düşmandan intikamımızı alırız.”
‘Mücadeleyi büyütmeliyiz’
Bağdat’tan konferansa katılan Sumeyye Saddam ise “Bağdat’tan Êzidî kardeşlerimizle buluşmak için geldik. Êzidî halkını yalnız bırakmayacağız. Özellikle DAIŞ ve devlet Êzidî toplumuna büyük acılar yaşattı. Êzidî halkına destek olmalıyız ki haklarını elde etsinler. Aynı zamanda kadın haklarının verilmesi gerekiyor. Sadece Êzidî kadınlar değil, dünyadaki tüm kadınlar için hak sağlanmalıdır.”











