Kadınlar alanlara akarak cesaretlerini birleştirdi, yüreklerindeki ateşi harladı; mücadele niyetine saçlarını ördü. Saçını ören her bir kadın, işlenen suçların hesabını soracak yeni bir mücadelenin mayasını attığının bilinciyle gücünü örgütlüyor…
*
Daha önce DAİŞ ve El Nusra üyesi olan HTŞ’linin dijital medyada paylaştığı ve bir savaşçıya ait olan kesilmiş saç örgüsüne duyulan öfke, örgütlenerek kıtalar ötesi bir mücadele beyanı ve kararlılığına dönüştü.
Yusuf (Rami) El Dehiş adlı çete üyesi, Rojava’daki soykırım saldırılarında, “Heval saçıdır, Reqa’dan getirdim; zaten ölmüş, ama saçı sağlam kalmış” diyerek “savaş ganimeti” niyetiyle paylaştığı video ile aslında temsil ettiği barbar ideolojisini de teşhir etmiş oldu. Aynı barbarlığın ruh ikizi, Halep’te cesur direnişçi Deniz Çiya’nın cansız bedenini “Allah û Ekber” diyerek bir binanın üçüncü katından aşağı atmıştı. Aynı barbar ordu, kaçırdıkları iki direnişçi kadına hakaret eden bir video da paylaştı.
Kendilerince, 26 Ocak 2015’te Kobanê’de yenildikleri kadınlardan ve devrime ruh veren Kadın Savunma Birlikleri YPJ’den intikam alıyorlardı. Çünkü en büyük darbeyi onlardan yemişlerdi. Bu barbarlığın tek gerekçesi intikam değildi elbet; yapılanların tamamı cihatçılığın yaşam amentüsünün bir gereğiydi.
#KEZÎYÊNMETİRSAWE KAMPANYASI
Bir tutam saç örgüsünün Yusuf El Dehiş adlı cihatçı tarafından paylaşılması ardından kadınlar, saçlarını örerek bu barbarlığa yanıt verdi. Kadın Televizyon Kanalı Jin TV ise 22 Ocak’ta dijital medya platformlarından #KeziyênMeTirsaWe adıyla hashtag kampanyası başlattı. Kısa sürede viral olan ve hala devam eden kampanya, Rojava’da direnen kadınlarla dayanışmanın örgütlü ağına dönüştü. Kürt kadınlarıyla başlayan bu sembolik kampanya, kıtalar ötesi bir mücadelenin adı oldu. Siyasetçiler, feministler, aktivistler, ekolojistler, öğrenciler, çocuklar, kadınlar ve gençler kampanyaya katılarak soykırım saldırılarına karşı tutumlarını beyan etti.
Babalar kızlarının, erkekler eşlerinin, anneler kadınların, gençler birbirlerinin saçlarını ördü; gidemedikleri Rojava direniş mevzilerindeki savaşçıların kulaklarına “yanınızdayız” mesajını fısıldadı. Örülen sadece saçlar değildi; dünyadan Rojava’ya uzanan bir dayanışmaydı. “Saçlarımızın her halkası direnişimizi güçlendiriyor” sözleriyle kampanyaya katılma gerekçelerini ortaya koydular.
‘TERÖRİST KEZÎLER’ TÜRKİYE’DE YARGILANDI
Tüm dünyada geniş etkileşim alan masumane dayanışma kampanyası, Türkiye’de yine “terör” yaftasıyla yargılanma gerekçesi haline geldi. Türk yargısı, o saç örgüsünü kesip paylaşan çete üyesi Yusuf El Dehiş’in yanında saf tutmuştu adeta. Onu kınayanı, yereni, ses çıkaranı cezalandırmakta tereddüt etmedi.
Bir sağlık emekçisi olan hemşire İ.A., “Aynı saç değil belki, ama aynı acı, aynı his” diyerek görsel bir paylaşım yaptı. “Örgüt propagandası” yaptığı iddiasıyla hakkında soruşturma başlatıldı; gözaltına alındı, hakaret ve linçe maruz kaldı ve sonunda görevinden uzaklaştırıldı.
Amedspor Kulübü de bir paylaşım yaparak #KeziyênMeTirsaWe kampanyasına katıldı. Hem kulüp hem de kulüp başkanı hakkında disiplin cezası verildi. Bu cezayla yetinmeyen Türkiye Futbol Federasyonu, “futbolun itibarı zedelendi” gerekçesiyle Amedspor’a 802 bin 500 TL para cezası kesti. İşlenen savaş suçlarını ve insanlığın itibarının zedelenmesini dert etmeyen federasyon, örgülü saçlarıyla paylaşılan bir kız çocuğu görselini “itibar zedelenmesi” olarak yorumladı.
Türkiye, direniş kezîlerini yargılamakla meşgulken kampanya çoktan sınırlarını aşarak evrensel bir mücadele yöntemine dönüştü bile.
KEZÎLERİ ÇOĞALTMA ZAMANI
Yüzbinlerce kadın alanlara akarak cesaretlerini birleştirdi, yüreklerindeki ateşi harladı; sıra halinde mücadele niyetine saçlarını ördü. Colani’nin barbar ordusu elbette bunu bilmez; saçını ören her bir kadın, işlenen suçların hesabını soracak yeni bir mücadelenin mayasını attığının bilinciyle gücünü örgütlüyor.
Halep’te bir binanın üçüncü katından atılan Deniz Çiya’nın, saç örgüsü kesilen savaşçının, kaçırılarak işkence edilen direnişçilerin, Kobanê’de soğukta ölüme terk edilen çocukların ve soykırım kıskacına alınan Kürt halkına reva görülen zulmün hesabı sorulacak. Kürtleri dönemsel çıkarları gereği kullanılacak birer “asker”den, efendisine boyun eğmesi beklenen birer “köle”den ibaret gören kibirli zihniyetten hesap sorulacak. Kötülüğün vücut bulmuş hali Yusuf El Dehiş’lerden hesap sorulacak.
Ve Kürtler, tüm bu savaş suçlarının hedefi olurken, “endişe” etmenin ötesine geçmeyen kişi, kurum ve mekanizmalardan hesap sorulacak.
Kezîleri çoğaltma zamanı…










