‘Şiddetin tarihsel köklerini anlamadan çözüm üretmek mümkün değil’

“Şiddet ve Direniş” temasıyla çıkan Jineoloji Dergisi, şiddetin kökenlerine dikkat çekti. Yayın kurulundan Rojda Yıldız, “Bu sayıyla şiddeti daha derinlikli anlamayı, nedenlerini tartışmayı ve aynı zamanda çözüm yollarını görünür kılmayı hedefledik” dedi…

Jineoloji Dergisi, “Şiddet ve Direniş” temalı yeni sayısını yayımladı. Yeni sayıda kadına yönelik şiddetin tarihsel kökenleri, günümüzde aldığı biçimler ve buna karşı geliştirilen mücadele yöntemleri ele alındı.

Dergide, şiddettin tarihsel akışı ve mücadele yöntemlerine yer verilirken, yalnızca şiddeti teşhis eden değil, aynı zamanda çözüm yollarını da tartışan bir içerik ortaya konuldu.

Yeni sayıya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Jineoloji Dergisi Yayın Kurulu üyesi Rojda Yıldız, şiddetin yalnızca güncel bir sorun olarak değil, tarihsel ve sistematik bir olgu olarak ele alınması gerektiğini belirtti.

‘TARİHSEL KÖKLERE İNMEDEN ÇÖZÜM ÜRETİLEMEZ’

Kadına yönelik şiddetin uzun yıllardır derginin tartışma gündeminde yer aldığını ifade eden Rojda Yıldız, bu kez tüm sayıyı şiddet ve şiddete karşı gelişen direniş biçimlerine ayırmak istediklerini söyledi.

Rojda Yıldız, “Şiddet olgusu tarihin en eski olgularından biri. Yapılan araştırmalar, örgütlü şiddetin ilk olarak kadın etrafında şekillenen toplumsal yapılara yöneldiğini gösteriyor. Anasoylu toplumsal değerleri hedef alan bu süreç, farklı biçimlere bürünse de binlerce yıldır devam ediyor. Aynı zamanda şiddeti cinsiyetsizleştirerek erkek egemenliğini görünmez kılıyor” ifadelerini kullandı.

Farklı biçimler alsa da şiddetin binlerce yıldır varlığını sürdürdüğüne işaret eden Rojda Yıldız, günümüzde yaşanan şiddetin yalnızca bireysel olaylar ya da psikolojik sorunlar üzerinden açıklanamayacağını vurguladı. Rojda Yıldız, şiddeti insan doğasının kaçınılmaz bir parçası gibi sunan yaklaşımların, erkek egemen sistemin ürettiği gerçekliği görünmez kıldığına dikkat çekerek, kadına yönelik şiddetin tarihsel köklerini, hedeflerini ve kullandığı yöntemleri anlamadan çözüm üretmenin mümkün olmadığını belirti.

‘ŞİDDET TOPLUMDA SIRADANLAŞTIRILMAK İSTENDİ’

Dosyada özellikle şiddetin nasıl normalleştirildiği ve toplumsal yaşam içerisinde nasıl yeniden üretildiği sorularına odaklandıklarını belirten Rojda Yıldız, kadınların özsavunma mekanizmalarının zayıflatılması ve toplumsal rızanın oluşturulmasının da temel tartışma başlıkları arasında yer aldığını söyledi.

Hazırlanan dosyada şiddetin tarihsel kökenlerini ve toplumsal etkilerini anlamaya çalıştıklarını belirten Rojda Yıldız, “Şiddetin tarihsel olarak kimleri hedef aldığına, hangi araçlarla sürdürüldüğüne ve kadınların özsavunma mekanizmalarını nasıl zayıflattığına odaklandık. Uzun yıllar boyunca kadınlara yönelik fiziksel şiddet bile normalleştirildi. Şiddet gördüğünüzü kanıtlamanız, bunun için de bedeninizde izler taşımanız beklendi. Bu durum, şiddetin ne kadar derin bir şekilde toplumsallaştığını gösteriyor” diye konuştu.

‘BAŞKA BİR YAŞAMI MÜMKÜN KILMAK GEREKİYOR’

Günümüzde şiddetin yaşamın her alanında yeniden üretildiğine dikkat çeken Rojda Yıldız, özellikle dijital mecraların bu konuda yeni sorun alanları yarattığını belirterek şunları söyledi: “Şiddet televizyonlarda, eğitim sisteminde, kurumlarda ve artık cep telefonlarımız aracılığıyla sürekli karşımıza çıkıyor. Sanal medyanın ürettiği şiddet giderek daha görünür hale geliyor ve gelecekte çok daha ciddi toplumsal krizlere yol açabilecek bir potansiyel taşıyor.

Amaç yalnızca şiddeti ortadan kaldırmak değil; şiddetsiz ilişkiler, kurumlar ve yaşam biçimleri inşa etmek, başka bir yaşamı mümkün kılmak gerekiyor. İnsan kaçakçılığı, uyuşturucu trafiği, fuhuş, mafyalaşma ve çeteleşme gibi olguların tamamı, kadınlara yönelik erkek egemen sistemin farklı biçimlerdeki saldırılarıdır. Savaşlarla yıkıma uğrayan yaşamların yükünü de en çok kadınlar taşıyor. Bu nedenle erkek şiddetinin yıkıcılığını yalnızca veriler üzerinden anlatmak yeterli değil.”

‘SADECE TEŞHİS EDEN DEĞİL, MÜCADELE YÖNTEMİNİ ORTAYA KOYAN BİR SAYI HAZIRLADIK’

Derginin son sayısında çözüm ve mücadele deneyimlerine de geniş yer verdiklerini belirten Rojda Yıldız, şunları aktardı: “Kürdistan’da şiddetle mücadelede ortaya çıkan deneyimleri tartıştık. Rojava’da hayata geçirilen Jinwar deneyimi bunun en öğretici örneklerinden biri. Kadınların sığınaklara hapsedilmediği, özgür yaşam alanları kurabildiği modellerin neler sunduğunu değerlendirdik. Ayrıca Latin Amerika’daki mücadele deneyimlerini ve özsavunmanın şiddet karşıtı mücadeledeki yerini de ele aldık. Bu sayıyla birlikte şiddeti daha derinlikli anlamayı, nedenlerini tartışmayı ve aynı zamanda çözüm yollarını görünür kılmayı hedefledik.”

/Kaynak: ANF/

Öne Çıkanlar