Kürt kentlerinde artan silahlanma, çeteleşme ve şiddete işaret eden SAMER Koordinatörü Yüksel Genç, derin yoksulluk, örgütsüzlük ve yerel otorite boşluğuna dikkat çekti…
SAMER Koordinatörü Yüksel Genç, hak, özgürlük ve eşitlik alanlarının daraldığı ortamlarda bireysel şiddet ve çeteleşmenin yükseldiğini söyledi.
Kürdistan’da son süreçte artan bireysel silahlanma ve şiddet dalgasının önü alınamıyor. Son süreçte Wan, Amed, Êlih ve Mêrdin’de bu şiddet dalgasının örnekleri yoğun bir şekilde kendini gösteriyor. Sadece Amed ve Wan’da son üç günde dört kişi bireysel silahlanma nedeniyle katledildi. ANF’ye konuşan Sosyo Politik Saha Araştırma Merkezi (SAMER) Koordinatörü Yüksel Genç, bireysel silahlanma ve gruplaşmanın, mahallelerde derin yoksulluk, örgütsüzlük ve otorite boşluğundan kaynaklandığını belirterek, bu durumun iyileştirilmek istenen kadına dönük şiddet, eğitim ve toplumsal dönüşüme de engel olduğunu söyledi. Yerel yönetim ve STK’ların yanı sıra mahallelerde ortaklaşma ile oluşturulacak komünler ya da kolektiflerle bu krizin aşılabileceğini savunan Yüksel Genç, “Türkiye’de son 10 yılda artan muhafazakârlaşma, otoriterleşme ve tekleşme eğilimleri, sokaktaki bireysel şiddetin büyümesinde etkili oldu. Toplumun katılabildiği, fikir üretebildiği, kendini geliştirebildiği hak ve özgürlük alanlarının yeniden kurulması gerekiyor” dedi.
CİDDİ ALARM VEREN TABLO
Amed’de son bir ila bir buçuk yıldır yürütülen saha çalışmalarında, özellikle sosyal vakaların incelendiği dönemlerde sokak çeteleşmesi, gençler arasındaki bireysel şiddet vakalarını önceleyen grupçu ilişkiler ve kurumsal bağların varlığının çok sık gözlemlendiğini belirten Genç, şunları söyledi: “Mahalle ve sokak düzeyindeki çalışmalar sırasında hem ekipleri zorlayan hem de gözlemler itibarıyla ciddi bir alarm verdiği düşünülen bu tablo, özellikle yoksul bölgelerde belirgin biçimde ortaya çıkıyor. Uyuşturucu kullanımı ve bağımlılıkla mücadele çalışmalarında Bağlar’daki birçok iç mahallede sokak çeteciliği, genç gruplar arasında çeteleşme ve fiili şiddet örgütlenmelerine rastlanıyor. Bu grupların, bağımlılıkla mücadele, kadına yönelik şiddetle çalışma ve yoksullukla mücadele faaliyetlerinde engelleyici roller üstlendiği ifade edildi.
ÇETELEŞMEYİ BESLEYEN ZEMİN
Veriye erişim, verinin sağlıklı kullanımı ve verinin politik bir sahaya dönüşmesiyle ilgili sert tepkiler verildiği; bu durumun sahada oldukça yaygın biçimde karşılaşılan bir sorun olduğu aktarıldı. Bu çeteleşme eğilimlerinin önemli bir bölümünün 13–14 yaşlarındaki çocuklardan başlayarak 20’li yaşların başına kadar uzanan genç gruplardan oluştuğu görüldü. Saha gözlemlerinin yanı sıra Diyarbakır’da yaşanan bireysel şiddet vakalarının da önemli bir kısmı, bireysel silahlanma ve gündelik sosyal şiddetin ne kadar yükseldiğine dair güçlü veriler sunuyor. Kentte artan sokak kavgaları, kafe önlerinde ya da tarihi mekânların yoğun olduğu alanlarda meydana gelen çatışmalar, yaralanmalar ve ölüm vakalarının çoğu sokak çeteleşmesini besleyen toplumsal zeminler yaratıyor.”
YERELE ÖNEMLİ SORUMLULUKLAR DÜŞÜYOR
Özellikle kentte bulunan yerel yönetim ve sivil toplum örgütlerine önemli sorumluluklar düştüğünü söyleyen Genç, şöyle devam etti: “Çeteleşme, bireysel silahlanma ve şiddetin münferit değil, sistemsel bir sorundur. Bu nedenle bütüncül, ortak ve stratejik bir politik aklın hayata geçirilmesi gerekiyor. Türkiye’de son 10 yılda artan muhafazakârlaşma, otoriterleşme ve tekleşme eğilimleri, sokaktaki bireysel şiddetin büyümesinde etkili oldu. Toplumun katılabildiği, fikir üretebildiği, kendini geliştirebildiği hak ve özgürlük alanlarının yeniden kurulması gerekiyor. Yerel yönetimlerin bulundukları sahada gençlerin kimliklenme, aidiyet kurma ve gelecek perspektifi geliştirme süreçlerini desteklemesi; yoksul mahallelerde sosyal belediyecilik uygulamalarını güçlendirmesi; sosyal, kültürel ve sportif etkinlik alanları yaratması; gençlere yeni ufuklar açması ve mahallelerin yaşam kalitesini artırması gerekli. Bu tür çalışmalar, çeteleşme ve bireysel şiddet dalgasını zayıflatacaktır. Körhat ve Kaynartepe gibi mahallelerde güçlü ve nitelikli belediyecilik hizmetlerinin çeteleşme ve şiddeti azaltacağına dair güçlü beklentiler de var. Bunun için gecikmeden adımlar atılmalı.”
MECLİSLER, KOMÜNLER VE KOLEKTİFLER
Ayrıca gençlerin, kadınların ve mahallelinin sosyal sorunlarını birlikte konuşup çözebilecekleri meclisler, komünler, kolektifler ya da inisiyatifler gibi örgütlü sosyal ağların kurulması gerektiğini vurgulayan Genç, şunları ekledi: “Şiddet ve çeteleşmenin yoğun olduğu bölgelerde güçlü bir hukuk ve adalet sorunu var. Toplumsal adalet duygusunun zedelenmesi, insanları kendi adaletlerini kendilerinin sağlamaya yöneltiyor. Bu durum bireyleri teşvik ediyor. Bunu kırmak için toplumsal adalet duygusunu güçlendirecek mekanizmaların kurulması zorunlu.”
/ANF/











