Yüksel Mutlu: Madımak hala bir ‘Utanç Müzesi’ değil

DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu, Alevi toplumunun ve sivil toplum örgütlerinin mücadelelerine rağmen Madımak Oteli’nin hâlâ bir “Utanç Müzesi” yapılmadığını belirtti.

Türkiye’nin yakın tarihindeki en travmatik olaylardan biri olan 2 Temmuz 1993 Sivas Madımak Katliamı, yalnızca Alevi toplumunun değil, Türkiye’deki tüm demokratik kesimlerin hafızasında derin bir iz bıraktı. O dönemin tanıklarından DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu ile hem yaşananları hem de bugüne uzanan etkilerini konuştuk.

‘MADIMAK’IN HABERİ GELDİĞİNDE ANKARA’DA HAYAT DURDU’

Madımak Katliamı’nın haberini ilk aldığınız anı hatırlıyor musunuz?

Evet, çok net hatırlıyorum. O dönem Ankara’da yaşıyordum. Madımak Katliamı’nın haberi geldiğinde şehir adeta durdu. Sivil toplum örgütleri, demokratlar, sol-sosyalist çevreler, Kürtler… Herkes büyük bir protesto için bir araya geldi. Toplumsal bir sarsıntı yaşandı.

Katliamdan önce bir gerilim havası var mıydı?

Kesinlikle vardı. 2 Temmuz’dan yaklaşık bir hafta önce, basında sürekli Aziz Nesin’i hedef gösteren bir kampanya yürütülüyordu. Salman Ruşdi’nin ‘Şeytan Ayetleri’ kitabını yayınladığı gerekçesiyle Aziz Nesin’e karşı yoğun bir antipropaganda başlatılmıştı. Bugün geriye dönüp baktığımızda, bunun yaklaşan saldırının açık bir işareti olduğunu görüyoruz.

O gün Sivas’ta neler yaşandı?

Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri her yıl Sivas’ta anma etkinlikleri düzenler. 1993’te de Türkiye’nin saygın yazarları, düşünürleri, sanatçıları ve semah ekibi Madımak Oteli’ndeydi. O sırada camiden çıkan yaklaşık 15 bin kişilik bir kalabalık protestoya başladı. Laiklik karşıtı sloganlar atılıyor, örgütlü bir şeriat çağrısı yapılıyordu. Bir grup insanın elindeki benzin bidonlarıyla otel ateşe verildi ve 33 canımız orada hayatını kaybetti.

‘MADIMAK, CUMHURİYET DÖNEMİNDEKİ İLK ALEVİ KATLİAMI DEĞİLDİ’

Alevilere yönelik saldırıların tarihsel bir sürekliliği olduğunu söylüyorsunuz…

Evet. Madımak, Cumhuriyet dönemindeki ilk Alevi katliamı değildi, sonu da olmadı. 1923’ten sonra Dersim, Zilan, Koçgiri; daha sonra Çorum, Maraş, Gazi, Malatya… Alevi toplumunun hafızasında derin yaralar bırakan birçok katliam var. 1993’te de devlet bir gün boyunca olup biteni seyretti. Ne jandarma ne polis ne emniyet müdürü ne vali… Hiçbiri müdahale etmedi.

Yargı süreci nasıl ilerledi?

124 kişi hakkında dava açıldı. Bir kısmı kısa süre cezaevinde kaldı ve tahliye edildi, bir kısmı yurtdışına kaçtı, bir kısmı ise Sivas’ta yaşamaya devam etti. En sonunda, Cumhurbaşkanı affıyla iki kişi yaş gerekçesiyle serbest bırakıldı. 2012’de dava zaman aşımına uğratıldı. Oysa bu örgütlü bir suçtu. Mahkeme bunu örgütlü suç kapsamına almadı ve cezasızlık politikası bir kez daha işletildi.

Bu cezasızlık politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Demokrasinin olmadığı ülkelerde cezasızlık yaygındır. Türkiye, uluslararası sözleşmelere imza atmış olmasına rağmen bu katliamın gereğini yerine getirmedi. O dönemin Başbakanı Tansu Çiller’in ‘Çok şükür ki eylemci halkımıza bir şey olmadı’ sözleri de devletin yaklaşımını açıkça gösteriyordu. Sanki ölenler “ölebilir” gibi bir mesaj verildi.

Madımak Oteli’nin utanç müzesine dönüştürülmesi talebi yıllardır gündemde…

Alevi toplumu ve sivil toplum örgütleri bu konuda çok mücadele etti. Ancak Madımak hâlâ bir utanç müzesi değil. Bir dönem oteli kebapçı yapma girişimi bile oldu; toplumun tepkisi üzerine vazgeçildi.

Dersim’den Roboski’ye kadar tüm katliamların hesabı sorulmadı. Failler cezasız kaldıkça benzer olayların başka yerlerde tekrar etmesi mümkündür. Türkiye’de gerçek demokrasi ve barış sağlanmadan bu risk ortadan kalkmaz.

Çözüm için nasıl bir yol öneriyorsunuz?

Türkiye demokratikleştiğinde Aleviler de Kürtler de Rumlar da Araplar da özgürleşecek. Sayın “Hocalar”ın uzun süredir yürüttüğü demokratik toplum ve barış projesi bu açıdan önemlidir. Meclis’te “Yüzleşme ve Hakikat Komisyonları” kurulursa, katliamların gerçek failleri ortaya çıkarılabilir.

Partiniz her yıl 2 Temmuz’da Sivas’ta anmalara katılıyor.

Evet, en üst düzeyde katılım sağlıyoruz. Amacımız, bu katliamı unutmamak ve unutturmamak. Toplumsal muhalefet güçlü olduğunda iktidar geri adım atmak zorunda kalır. Alevilerin talepleri bizim de taleplerimizdir. Çünkü Madımak davası sadece Alevilerin ya da Kürtlerin değil, bu ülkede yaşayan herkesin sorunudur.

‘MADIMAKLARIN BİR DAHA YAŞANMAMASI İÇİN YÜZLEŞME ŞART’

Son olarak, bu mücadele neden önemli?

Gerçek failler ortaya çıkarılmadıkça demokrasi kurumsallaşamaz. Bir daha 2 Temmuzların, Madımakların yaşanmaması için yüzleşme ve adalet mücadelesinin sürdürülmesi şarttır.

/ANF/

Öne Çıkanlar